Fakat keder kendisini o hale getirdi ki yaşamak değil, ölmek istiyordu. Yaşamak, ölmek eğer kendi seçimiyle olsaydı o anda ölmeyi tercih edeceğinden asla şüphe yoktu.
Küskün karanlıklarına da gittikçe gömülüyorlar, vurdumduymaz, hiçbir şeyle ilgilenmeden, gülmeden ağlamadan, öfkelenmeden, sevinmeden bir tuhaf havanın içinde yuvarlanıp gidiyorlardı. Umut ettikleri hiçbir şey yoktu. Umut edememenin boşluğundaydılar.