•••MERVE•••

•••MERVE•••
26 kütüphaneci puanı
1066 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
inceleme spoiler içerir
Puan vermedi·294 syf.··
2024 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2024 01:46
Sağırdere Kemal Tahir’in ilk romanı. Olayları Çankırı ilinin Kurşunlu ilçesinin Yamören (şimdiki adıyla Yeşilören) köyünde geçmektedir. Zaten Kemal Tahir de bu romanı Çankırı hapishanesinde yattığı sırada koğuş arkadaşlarından dinlediği hikayelerden yola çıkarak kaleme almıştır. Sağırdere Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu köylüsünün portresini çizmektedir bize. Aynı zamanda bölgede o dönem hâlâ korunmakta olan Ahi geleneklerini de görmekteyiz. Tabi Kemal Tahir’in kalemi Anadolu köyünü ve köylüsünü hiçbir zaman tek bir yönüyle ortaya koymaz. Kemal Tahir’in her kitabında olduğu gibi Sağırdere romanında da olaylar ve olgular eğilip bükülmeden bütün yönleriyle anlatılmaktadır. Mesela sadece Ahilik geleneğinin güzel ahlakı, yardımlaşma dayanışma bilinci değil bunun yanında köylü kısmının bir takım ahlaksızlıkları, cahillikleri, kıskançlıkları ve türlü oyunları da olduğu gibi aktarılmaktadır. Hatta kemal Tahir’in başka bir romanı olan Karılar Koğuşu’nda bu durum şöyle yansıtılmıştır: -Neye dair yazıyorsun? -Yamörenli Mustafa'ya dair -Ne yapıyor bu Mustafa? -Köylü kısmı ne yapar? Komşusunun ırzına dolaşıyor -Töbe Yarabbi Rezilin biriymiş -Sorma Olursa bu kadar olur canım Kitabın anlatımı o kadar doğal ve sade ki, okurken olaylar ve sayfalar akıp gidiyor, nasıl başlayıp nasıl bitirdiğinizi anlayamıyorsunuz. Ayrıca yazar anlattığı dönemi, olayları ve mekanları oldukça gerçekçi bir şekilde aktarmaktadır. Bunu kitabın birkaç yerinde geçen alaturka saat ibarelerinde, uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinde, mekan ve kıyafet betimlemelerinde çok iyi bir şekilde görebiliriz. Bunun yanında gurbet kavramı da oldukça iyi anlatılmıştır. Ayrıca günümüz Ankara'sının çok eski binaları ve semtlerinin o yıllarda nasıl inşa edildiğini de yine bu kitap
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,016 okunma
Reklam
Bi Küçük Aziz Bey Meselesi
Puan vermedi·88 syf.··
2024 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 09:51
. Ayfer Tunç'un çok farklı ve yaratıcı bir yazma şekline sahip olduğunu düşünüyorum. En son Suzan Defter kitabını okuduğum zaman da böyle düşünmüştüm. Kimin aklına gelirdi kitabın bir tarafına adamın diğer tarafına da kadının günlüklerini yazmak... Aziz Bey Hadisesi de işte öyle bir kitaptı. Kitabın başından itibaren Aziz Bey'in bir hadise sonucu öldüğünü hepimiz biliyorduk ama nasıl öldüğünü öğrenmek için koca kitabı sonuna kadar okumak gerekiyordu. Bu yönüyle Marquez kitaplarına benzettim. Aslında kitabın sonu başından yazılmış. Tüm kitabı okuduktan sonra başa dönüp tekrar okumaya başladığınızda kitabın sonu geldikten sonra neler olduğunu kitabın başında zaten okumuşuz. Bu şekilde klasik stillerden uzaklaşarak yaratıcı ve farklı bir biçimde yazılan romanları seviyorum galiba ben. Öte yandan Ayfer Tunç bu kitabında betimlenin dibine vurmuş tabiri caizse. Uzun, anlamlı ve harika betimlemelerle bezenmiş bir kitap okudum diyebilirim. Nerden de gelir aklına be kadın öylesi güzel betimlemeler... Gelelim kitabın ne anlattığına, nasıl anlattığına. Efendim kitaba ismini veren baş karakterimiz Aziz Bey görece zengin sayılan bir ailenin tek evladı. Nerde akşam orda sabah gezip eğlenip gününü gün eden bu adamcağız bir gün bir çift kara göze tutulup aşk denen o duyguyu tattığı vakit biz de bilmiyorduk kalkıp taa Lübnan'a gideceğini. Oralarda tambur çalacağını... Lakin demiş ya Ziya Paşa ''Pek rengine aldanma felek eski felekdir, Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönekdir.'' diye. Bizim Aziz Bey aldandığı güzelden murad alamamış ama geri dönmeye de gönlü bir türlü razı olmamış. Nasıl olduysa bir meyhanede tambur çalmaya başlamış. Ta ki memleket hasreti kâr edince câna... Bizim Aziz Bey Lübnan ellerinde tambur çalmaya başladıktan sonra İstanbul ellerinde çalmaz olur mu hiç?
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Bu kitap çocukken bizi anlamayan büyüklerimizden bir intikam kitabıdır...
Puan vermedi·200 syf.··
2024 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 13:33
. İnsanın hayal gücü çocukken sınırsızdır. Kafanın içinde dolaşan tilkiler, planlar, projeler, dünyayı değiştiren fikirler… Ama çoğu zaman karşımızdaki tek engel de bu fikirlerimizi saçma sapan bulan, ''sen niye böylesin çocuğum kime çektin bilmem ki!!'' diyen büyüklerimizdir. Dedesi sodanın içine vişne suyu karıştırıp vişneli soda yapmasına engel olmasaydı belki de bugün vişneli sodanın mucidi Şermin Yaşar olacaktı mesela… Ya da kuaförlüğe heves edip oyuncak bebeğinin saçını kesti diye kovalanmasaydı ülkenin en ünlü kuaförlerinden biri olacaktı, kim bilir... Tıpkı onun gibi keşfetmemize, merak etmemize, bir şeyler denememize engel olunmasaydı belki de bugün hepimiz sıra dışı şeylerin mucidi olacaktık. Hepimiz bir şey icat etmek zorunda değildik belki ama en azından mesleklerimiz bugünkünden farklı olacaktı. Tabi siz şimdilerde açtığı müzeler ziyaretçilerle dolup taşan, yazdığı kitapların baskısı tükenen Şermin’le iftihar eden büyükler olarak sodaya vişne suyu katmasına, yöresel ürünleri dedesinin bakkalında satmasına şiddetle karşısınız ama Büyükler böyledir işte. Başarıların önüne türlü engeller dikip çocukları hep onların hayal ettikleri gibi olsunlar ister. Ama öyle bazı çocuklar da vardır ki tüm engellere rağmen kendisi olur, hayallerini gerçekleştirmeyi başarır ve yine aynı büyükler çıkıp der ki ‘‘tıpkı bana çekmiş, zekasını yeteneğini benden almış’’ Bu kitap yazarın çocukken yaratıcı fikirlerine karşı çıkan, onu desteklemeyen, yaramaz bir çocuk olduğunu düşünen tüm akrabalarından ve köy halkından intikamını almak için zekice düşünülmüş ve ustaca kurgulanmış bir eser. Yazarın çocukluğundan ve 90’lı yılların Türkiyesinden izler bulacağınız güzel bir anı kitabı aynı zamanda… Çocuklara, büyüklere, içindeki çocuğu öldürmeyenlere, hayallerini gerçekleştirenlere
Dedemin BakkalıŞermin Yaşar · Taze Kitap · 201812,9bin okunma
Dikkat kişisel gelişim kitabı çıkabilir!!!
Puan vermedi·87 syf.··
2024 2. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2024 13:06
Şermin Yaşar sosyal medyadan tanıdığım bir yazar. Biz onu taa Oyuncu Anne zamanlarından biliyoruz. Sosyal medyada paylaşmış olduğu yazılardan kalemi kuvvetli ve üretken bir yazar olduğu anlaşılıyordu. Fakat… El Yapımı Sihirli Değnek kitabı bu konuda beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Belki de yazarın ilk kitaplarından olmasının bir etkisi vardır bu durumda ancak beğenmedim diyebilirim. Kitapta yer alan yazıların çoğu yazarın sosyal medyada paylaşmış olduğu yazılardan alınmış (kitap yayınlandıktan sonra yazar paylaşmış da olabilir ondan emin değilim) Bu durum yazarın sıkı takipçileri için biraz can sıkıcı tabi. Eee ben bunu sosyal medyadaki sayfasında okumuştum zaten diyorsunuz. Açıkçası bana biraz ‘’bu yazılar güzel etkileşim aldı neden bunları kitaplaştırmayalım’’ fikrinden doğmuş bir kitap gibi geldi. Bir de hani sayfaların büyük çoğunluğu boş olan, kalan ufak bir kısmına da aforizmalar serpiştirilmiş reklam kokan kişisel gelişim kitapları var ya, heh işte bana o kitapları anımsattı. bu durumda da belki yazarın eskiden reklam yazarlığı yapmış olmasının bir etkisi olabilir. Hadi kalk, yapabilirsin, başarabilirsin, bilmem ne kuşları taaa nerelerden çer çöp toplamış yuvasını süslemiş güzelleştirmiş, sen niye yapamayasın tarzı gazlamalara maruz kalabilirsiniz. Şimdiden uyarmış olayım. Dediğim gibi yazarın ilk kitaplarından biri, o yüzden ilklerin kusuru olmaz diyorum ve diğer kitaplarına da şans vermeyi düşünüyorum.
Ev Yapımı Sihirli DeğnekŞermin Yaşar · Elma Yayınevi · 20193,114 okunma
Basım hatası var diye iade edilen o kitap…
Puan vermedi·128 syf.··
2024 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2024 20:57
Tabii ki yok… Ben bu kitabın varlığından Instagramda bir reels videosunu izledikten sonra haberdar oldum. (instagram.com/reel/C247TTptkH...) Nasıl yani dedim, basım hatası mı varmış kitapta? Sonradan anladım ki basım hatası değil, Ayfer Tunç’un zekice kurduğu bir basım şekliydi bu: Tek numaralı sayfalar bir kadının Çift numaralı sayfalar ise bir erkeğin günlüğü. Uzun zamandır bu kadar keyif aldığım bir kitap okumamıştım. Sayfaları heyecanla çevirdim, bir sonraki sahneyi merakla beklediğim bir filmi izler gibi okudum. Ve Ayfer Tunç’a bir kez daha hayran kaldım. Ben önce adamın yazdığı bir günü okudum, sonra aynı günü bulup kadının yazdıklarını. Günlüklerin sahiplerinin isimlerini yazmayacağım buraya, okuyunca öğrenirsiniz. Çünkü yazarsam kitabın bütün büyüsü bozulur gibi geliyor bana. Zira bu, kitabın büyüsünü kaçırmayan bir inceleme olacak. ‘’Ölüm, seninle bir anlaşma yapalım. Şu lanet olası defter dolduğunda bana gel. Bak kalan ömrüme ömür biçerek kafa tutuyorum sana - sen ki en tabii korkusun.’’ diye başlıyor adamın günlüğü. Sonrasında onunla ilgili birçok şeyi yavaş yavaş gün gün okudukça öğreneceksiniz. Kadının günlüğü ise '' 'Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya âşık olmuştur ya terkedilmiştir’ demişti Suzan.’’ diye başlar. Kadının hikayesi adama göre biraz daha yaralıdır, zaten bence bu kitabın yol almasında kadının hikayesinin payı daha fazladır. Başlangıçta birbirinden çok farklı çizgide ilerleyen günlükler bir noktada düğümleniverir. Adam kendini eve kapatmış annesinden kalma evi satmak için gazeteye ilan vermiştir. Alıcılar birer ikişer gelmeye başlar ama adamın derdi konuşacak ve dinleyecek birini bulmaktır. Tam bu esnada kadın dahil olur adamın hikayesine. O da bir zamanlar kendini eve
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma