.
İnsanın hayal gücü çocukken sınırsızdır. Kafanın içinde dolaşan tilkiler, planlar, projeler, dünyayı değiştiren fikirler… Ama çoğu zaman karşımızdaki tek engel de bu fikirlerimizi saçma sapan bulan, ''sen niye böylesin çocuğum kime çektin bilmem ki!!'' diyen büyüklerimizdir.
Dedesi sodanın içine vişne suyu karıştırıp vişneli soda yapmasına engel olmasaydı belki de bugün vişneli sodanın mucidi Şermin Yaşar olacaktı mesela… Ya da kuaförlüğe heves edip oyuncak bebeğinin saçını kesti diye kovalanmasaydı ülkenin en ünlü kuaförlerinden biri olacaktı, kim bilir... Tıpkı onun gibi keşfetmemize, merak etmemize, bir şeyler denememize engel olunmasaydı belki de bugün hepimiz sıra dışı şeylerin mucidi olacaktık. Hepimiz bir şey icat etmek zorunda değildik belki ama en azından mesleklerimiz bugünkünden farklı olacaktı.
Tabi siz şimdilerde açtığı müzeler ziyaretçilerle dolup taşan, yazdığı kitapların baskısı tükenen Şermin’le iftihar eden büyükler olarak sodaya vişne suyu katmasına, yöresel ürünleri dedesinin bakkalında satmasına şiddetle karşısınız ama
Büyükler böyledir işte. Başarıların önüne türlü engeller dikip çocukları hep onların hayal ettikleri gibi olsunlar ister. Ama öyle bazı çocuklar da vardır ki tüm engellere rağmen kendisi olur, hayallerini gerçekleştirmeyi başarır ve yine aynı büyükler çıkıp der ki ‘‘tıpkı bana çekmiş, zekasını yeteneğini benden almış’’
Bu kitap yazarın çocukken yaratıcı fikirlerine karşı çıkan, onu desteklemeyen, yaramaz bir çocuk olduğunu düşünen tüm akrabalarından ve köy halkından intikamını almak için zekice düşünülmüş ve ustaca kurgulanmış bir eser. Yazarın çocukluğundan ve 90’lı yılların Türkiyesinden izler bulacağınız güzel bir anı kitabı aynı zamanda…
Çocuklara, büyüklere, içindeki çocuğu öldürmeyenlere, hayallerini gerçekleştirenlere