Türk olarak vazifemiz, kendimizi bulmak için dünya ölçüsüne kadar bakışımızı genişletmek olmalıdır. İnsan olarak vazifemiz insanlığa yeni bir şey katmak için dünya açısından kendimize bakmasını bilmek olacaktır.
Entelektüalizmin bu fena şekli, muhitle münevver arasında rabıtaların ne kadar gevşek olduğunu gösteriyor. Münevver meyustur. Realiteye nüfuz etmek değil, fakat realiteyi kendi zihnî
kalıplarına uydurmak ister. Buna muvaffak olamayınca aklın medhiyesini yapmakla kendini teselli eder, hatta ve nihayet davasından vaz bile geçer ve yeise düşer. Rubab-ı Şikeste ve Haluk’un Defteri, bu neviden ne kadar sukut-ı hayallerle doludur? Çünkü:
Milletim nev´-i beşerdir
vatanım ruy-i zemin
diyen şair mücerret ve sathi bir Avrupacılığın kurbanı olduğu için hiçbir zaman hakiki insanî’ye yükselemiyor. Ve bu açıdan bakmasını bilmediği için kendini de aslâ bulamıyor.
nev'i-i beşer: insanlık, insan soyu / ruy-i zemin: yeryüzü/ meyus: ümitsiz / münevver: aydın