Merve

Merve
@merviews
kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım.
450 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Ne sürersen O'sun
7/10
·206 syf.·
2020 7. kitabı
Kitapla ilgili inceleme yaparken aynı zamanda birkaç fâidesi olacak bilgi de vermek istiyorum müsaadenizle. Yıl olmuş 2021. Artık neremize nasıl bakım yapmalıyız bunu konuşmak istemiyorum. Ama bu bakımları sürdürürken neleri tercih edip nelerden uzak durmamız gerektiği hakkında birkaç -ŞAHSİ- fikrimi belirtmek istiyorum. Cildimizi ilgilendiren alışverişlerde son 4-5 yıldır İÇERİK OKUMAYA çalışarak almaya gayret ediyorum. Bunun uzmanı olmadığım için, eczacı, dermatologlar ve uzmanlardan istirham ederek size kabaca şöyle izah edebilirim: bir ürünün içinde rol alan en yüksek madde içindekiler kısmında ilk sırada yer alır, sonrasında sırasıyla azalır. Listede eğer parfüm varsa, parfümden sonra sırada yer alan maddelerin yüzdelik dilimleri çok düşük olacaktır. Misal vermek gerekirse, X maddesiyle reklam olan bir ürünün içerik listesindeki yeri parfümden sonra yer almışsa, X maddesinin etkisini çok beklememek gerekir. (Bunlar biraz da PR çalışmaları için kullanıyor: misal C vitamini veya hyalüronik asit gibi; etken maddenin ham hali piyasa bazında yüksek olunca seyreltip veya etkisi düşürülüp kullanılıyor.) Neyse, bazı kimyasalların ciltte etkisi olumlu olabilmekle beraber bazı kimyasallar var ki, hayatımızın her alanında neredeyse varlar ve biz onları cildimizde, saçımızda, ağzımızda kısacası her yerde kullanıyoruz. Burada kimya dersine girmeden dünyada en çok zararı bilinen birkaç kimyasaldan bahsetmek istiyorum: *Sülfat kardeşler: En çok karşılaştıklarımızdan biri, Sodium Lauryl Sulfate (SLS) ve Sodium Laureth Sulfate (SLES) diye geçenler. Sülfatların vücudumuzdaki değerli nemi ve koruyucu bariyerleri ortadan kaldırarak cildi daha fazla tahriş ettiği bilinmektedir. En çok şampuanlarda görülüyor sanıyorum. (Evet bence bir koşu gidip kullandığın şampuanın arkasında ilk
Bitkisel KozmetiklerGreta Breedlove · Platform Yayınları · 20012 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·463 syf.·
2020 12. kitabı
İlk söylemek istediğim şeyi hemen ifade etmek istiyorum: Kemal TAHİR’le tanışın. Esir Şehrin İnsanları benim uzun süredir okumak istediğim, radarımda olan bir kitaptı, ama sanırım yeterli motivem yoktu; bir arkadaşın bu seriye başlayıp beni de uyandırmasıyla ben de okumuş, tanışmış oldum. İyi ki okuduğum kitaplardan oldu. Sizin de listenizde ise ve bir türlü ona sıra gelmiyorsa, bence bu sizin için bir işaret olsun. Bu seferki incelemeyi kitabın içeriğinden veya gayriciddi duygularımdan arındırarak farklı bir perspektifle yapmak istedim. Bu kitapta öğrendiğim, kelime hazineme eklediğim yeni kelimeler aslında kendimce not aldığım kelimelerdir. Ama daha sonra düşündüm, burada da paylaşayım dedim ki hem kendinizi test etmiş olursunuz hem de belki birinize bir kelime-cik öğrenmenizde bir katkım olur. Kısa kes, aydın abası olsun diyerekten bazı bilmediğim kelimeleri ve birkaç ifadeyi kitap içinde geçen cümlesiyle beraber yazdım. BU BİLGİLER %100 DOĞRU VE TEYİTLİ DEĞİLDİR. Elbette profesyonel bir içerik olmadığı için, TDK dışında ekşisözlük ve diğer bağlantılı sitelerden de yararlanılmıştır. Muhakemesi size kalmış. Mer-views, 2020 *** Kaltaban: Namussuz. (“Kaltaban mıydım ben bu kadar?..”) Buduar: Buodoir: Kadının küçük özel odası. (“Sabriye yatak odasının bitişiğine Fontainbleau Sarayı’ndaki Türk buduarının tıpkısını yaptırmıştı.”) Mujik: Rus köylüsü. (“…Allaha şükür, anladı artık mujikler artık, Çar babasız yapamayacaklarını…”) Paraşol: /paraçol: (İtal.) Tek atla çekilen, üstü kapalı, yanları açık, dingilsiz asma araba. (“Kâmil Bey neredeyse dağılacak gibi her yanından ayrı gıcırtılar gelen paraşolla Üsküdar’dan Bağlarbaşı’na çıkıyordu.”) Reze: Menteşe (“…paslı kilit anahtara epey direndi, rezeler gıcırdadı.”) Karakunculus: /Karakoncolos: Varlığı çocukları
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
9/10
·96 syf.·
2019 73. kitabı
(!) UYARI: Bu kitap, başta İkizler, Yengeç, Balık ve Terazi burcu olmak üzere bilumum burçlara mensûp birçok insan evladı bünyesinde yok-sit etkiler bırakabilir. Şey, toksit. (!) Rumen filozof ve deneme yazarı olan Emil Michel Cioran, nam-ı diger Cioran reyiz, temel bazda yaşam boyu yazdığı yazılarından çıkarımların olduğu aforizmavari bir çalışma hazırlamış. Elbette konu genişliği açısından bunları belirli başlıklarla sınırlı tutmuş. (Sözün Körelmesi, Uçurum Dolandırıcısı, Zaman ve Kansızlık, Batı, Yalnızlık Sirki ve diğer beş başlık…) Bir kitap nasıl bu kadar ismi ile müsemma olabilir!? İşte ha bu kadar olabilir. Bizlerin bir iki satırda okuyabileceği şeyi, hangi deneyimlere dayanarak yazdığını merak etmiyor değilim. Aforizma kitabı değil bu. Hayır çok daha fazlası; gerçekleri görmek isteyecek bir insanın okuması gereken şeyler. Gördükçe görmek istemeyeceksiniz belki, biraz da acıtabilir; ama bu tadında yenilen bir biber gibi (-mi?). Yine de tatmalı diyeceksiniz. (biberi bile bile yedikten sonra gelen pişmanlık hissini de göz önüne almalı.) İnceleme yazmaktan an itibariyle vazgeçtim. Hislerim düzgün cümleler arasında sıralanacak gibi ilerleyemiyor. Hayata tozpembe, ponçikli, masumâne bakan biri değilseniz; gerçekleri olağan doğallığıyla görmek istiyorsanız, buyurun: "Kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım." Haydi, Tanrı'nın bile kurtaramayacağı ruhlara... 2019 *** Sizin için pek anlam ifade etmeyen ama benim için gayriciddi ehsâsın olduğu bâb’a geldik. Cioran reyizin okuduğum ikinci kitabı oldu bu. İlkini “yarıda bıraktım”. Aslında bırakmamıştım; kendimi öyle inandırmak istedim. Hatırlamasam iyi olurdu dediğim şeyleri görmüş, ama görmemezlikten gelmeye çalışmıştım. Neyse bu çürümenin başlangıcıydı.
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
8/10
·172 syf.·
2019 56. kitabı
daha önceki iletilerde zibilyon kez belirtilmiş ama ben de geri kalmayayım; mark beyimiz bir blogger. şahsi nezdinde içtimai ve psikolojik nazariyelerini belirterek yazdığı bu blogta (blogda mı demeliyim emin olamadım :s ) kitabın ismine aykırı bir hareket yaparak aslında beni şaşırtmayı başarmıştır. yani elbette rehber bir kitapla yaşantımın değişeceğine inanmıyorum, ama bir ışık belirtisi verebilir. neyse efendim, kafaya takmamaya kafayı takmış biri olarak bir süredir bu işin peşindeydim. geçen seneden beri çok satanlar listesinde olması onu okumama bir süre engel olsa da (eskiden çok satanlar’a karşı bir antipatim vardı, inatla almaz direnirdim ama bu huyumu aşmaya çalışıyorum :/ ), nys işte sonunda başarabildim. kafaya takmama sanatı… aslında bu kadar aradan sonra ihtiyacım kalmamıştı, az çok kendim gibi yaşamam, kendim olmam gerektiğini algılayabilmiştim. bu da bu sürecime ciddi olmasa da bir katkı sağladı. bu kitap size bir şey katmaz demek doğru olmaz, çünkü sadece göndericinin değil alıcının da farkında olması gerekiyor bazı şeyler için. zaaamaaaaan safsatalarına girmeyeceğim. bana bir şey kattı mı? hmm… açıkçası buradaki birçoklarının aksine ben sevdim. muhabbet etmeyi sevdiğim bir dostumla dertleşiyor gibiydik. tabi bunda benzer deneyimlerimizin olmasının da payı büyük. aslında sadece bu değil, her ne yaşamış olursa olsun farkındalığa açık olan insanları gerçekten seviyorum. hani derdini anlatmazsın, arkadaşın da ısrar eder, anlatırsın anlatırsın da en sonunda “takma kanki yiaaa” der ya, hani o ağzının ortasın…. neyse “takmıyorum :d”... bir şeyler çözümsüz kaldıkça konuşmak istemiyor olabiliriz, ama asıl sormamız gereken şu: bunu gerçekten düşünmem gerekiyor mu? bu gerçekten beni ilgilendiren bir problem mi? sizi ilgilendirmeyen şeyleri sallayın filan
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,4bin okunma
Merve x merviews x Bertrand Russel
7/10
·176 syf.·
2019 46. kitabı
Kitapla ilgili incelemeden ziyade, kitabın bana hissettirdikleri hakkında bir inceleme denemesi: Bö’rtrand Rasıl , İngiliz feylesofumuz, yol gösterici , tarihçi, toplum bilimci amcamız… Genellikle okuyacağım kitabı seçerken seçici davranırım (bu kalitesiz içerikler okumadığım anlamına gelmez) sadece pragmatik bir yol izlemeye çaba sarfederim. Ama kitabı görmemle okumaya başlamam bir oldu diyebilirim. (bu anı mı bekliyordun mervecim… gerçi şey, sorgulamıyorduk.) Rasıl bey olsa bilinçaltındaki bir korku veya endişeli bir ümitten dolayı diyebilirdi. (belki) Kapak mı etkiledi yoksa? Mmm. Satış stratejisi? E iyi de ben tatlı sevmem ki! Meyve? meeh. Aklıma gelirse. Ama çikolataya batırılmış çilek çok güzel gözükmüyor mu sizce de? Tıpkı yapaylıklara bürünmüş özümüz gibi. Onlarca koruyucu madde, haddinden fazla şeker yüklemesi. Aa.. n’olcak şeker canım, güzel şeyler… mutluluklar… canımlar cicimler… Değil. Kendilerini buna adayan insanlar da dünyaya sadece mutlu olmak için geldiğini sanabiliyor. Aman ne toz pembe! (tıpkı kapaktaki pembeden…) Ben insanların acıyı da korkuyu da endişeyi de deneyimlemesi taraftarıyım. Rasıl amca tam da bu düşüncemin üzerine şöyle diyor: “Hayat, bütün çağların büyükleriyle bütünleşmek, kişisel ölümse, umursanmaya değmez olacaktır.” Gerçi bu anksiyetik genlerimden gelen her zaman Z planım olmalı tavrından da olabilir. (aman aman, düşman başına) Küçükken bile “amaaaan, iyi şeyler olursa zaten akışıyla davranacak bir hamlem olabilir, önemli olan kötü senaryolarda ne yapmam gerektiğini bilmem” derdim. Sonucu ne mi oldu? Neyse boşverin, o kısımlar bol ilaçlı, istirahatli, toplumdan soyutlamanmalı içeriğe girer. Buna da şöyle diyor: “Akıllı olan, önlenmesi mümkün talihsizlikler karşısında elini, kolunu bağlayıp oturmamakla birlikte,
Mutlu Olma SanatıBertrand Russell · Say Yayınları · 20135,1bin okunma