“Cehennem boş bütün şeytanlar burada.”
Bugün Türkiye’nin başındaki en büyük şeytandan bahsedeceğim: Menzil.
Çevremde sohbet evlerine giden, Adıyaman’ı ziyaret eden insanlar vardı. O zamanlar ilgimi çekmezdi ve açıkçası saçma gelirdi. Şimdi ise çok daha saçma geliyor.
Gazeteci İsmail Arı’yı, Menzil’i anlattığı videosuyla tanımıştım. Az önce de “Menzilin Kasası” adlı kitabını bitirdim. Kitabın büyük bölümünü “Bu bir şaka olmalı” diyerek okudum. Gerçekten de ya anlatılanların şaka olması gerekiyordu ya da bütün bunlara körü körüne inanan insanların.
Menzil, gözümde putlaşmış bir cemaat. Amacı İslam’ı yaymak değil; kendisine tapacak insan sayısını artırmak. Ona bağlı olanlardan biri de bugünün iktidarı. İktidarın başındaki isimlerin cemaatlere sempati duyduğunu zaten biliyoruz. Ancak cemaat adı altında yürütülen bu karanlık ilişkilere gösterilen hoşgörü, meselenin boyutunu daha açık hâle getiriyor.
Menzil’in en güçlü kaleleri Sağlık Bakanlığı ve Jandarma. Ali Yerlikaya ismini sık duymamız da bu tabloyu daha anlamlı kılıyor.
Şeyhini adeta ilahlaştıran, sorgulamadan itaat eden bir kitle var. Menzil’in önceliği de tam olarak bu: sorgulamayan insanları kendi çemberine almak. Ve bunu büyük ölçüde başarmış görünüyor.
Servet büyürken hiçbir şey doğrudan “Menzil” adıyla yapılmıyor. Hep birileri üzerinden yürütülüyor ve o birilerinin çoğu da Menzil’le bağlantılı çıkıyor. Planları yıllardır tıkır tıkır işlemiş. Binlerce köyde etkileri ve kendilerine mutlak bağlı insanlar var. “Canını ver” dense verecek kadar bağlı olanlar.
Türkiye için ikinci bir FETÖ tehlikesiyle karşı karşıyayız. FETÖ temizlenirken, onların yerine başka yapılar yerleştirildi. Hastaneler açtılar, Covid testlerini yaptılar, devletin en kritik noktalarına nüfuz ettiler.
Eğer susmaya ve görmezden gelmeye