İnsan düşündüğünün, yaptığını sandığının tam tersini yapar çoğu zaman.
O ülkeye giderken kendine dönersin,
kitabı okuyorum sanırken yeniden yazarsın, yardım ediyorum derken yaralarsın...
Hani hepimize olur, olmuştur, bir gün, sıradan
bir gün, kafamızın içinde gazete haberleri, araba gürültüleri, kederli sözler, ceplerimizde
kullanılmış sinema biletleri ve tütün döküntüleri
bu dünyada en sıradan adımlarımızı attığımızı
sandığımız bir an farkederiz ki, aslında çoktan
başka bir yere gitmişizdir, aslında burada
adımlarımızın bizi götürdüğü yerde hiç
değilizdir.
Öyle garip kavramlarla yetiştirilmişiz ki, bizden birazcık değişik bir kişi ya da toplumla karşılaşınca, onların bize yabancılığı nedeniyle güvensizlik duyuyoruz ya da nefret ediyoruz. Oysa her uygarlığın anıtları ve kültürü, insan olmanın değişik biçimde anlatımından başka bir şey değildir.