Hüseyin Nihâl Atsız Atsız'ın eseri başyapıt olarak kabul edilebilir. Başka bir millete ait olsaydı, bu tür bir hikayenin ve kitabın çokça diziye uyarlanacağı, içindeki fantastik öğelerin ayrı bir pazarlama stratejisiyle değerlendirileceği kesindir. Kitabı okumaya başladığınız anda, detaylı anlatım sayesinde kendinizi bir bozkırın ortasında, Türk beyleriyle bir otağ içinde kımız içerken bulursunuz. Ayrıca, ataya duyulan saygıyı anlama, Türk töresinin önemi, dini inanışların yüceliğini ve kutsallığını daha iyi yansıtan bir eser bulmak zordur.
Kitaptaki en sevdiğim kısım olan fantastik unsurlar, Kıraç ata Kam’lar ve Özel ruhlar, üzerine daha fazla odaklanılmasını arzu ettim. Kıraç atanın gelecekten haber verebilme yeteneği ve hayvanları adamcıl yapabilme yetisi, onun bir doğa ruhu olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor ve aslında Türklerin din olarak seçtikleri inanışın doğa olduğunu anlıyorsunuz.
Eser, o dönemin yaşam biçimini, savaşların nedenlerini ve Türklerin Çin'e akınlarını, yani Göktürk Devleti'nin kuruluşunu neden yıkıldığını
Bozkurtlar açıklamak için mükemmel bir kaynak ve anlatıma sahiptir. . Sonuç olarak, herkesin okuması ve anlaması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kişisel olarak çok beğendim ve hak ettiği değeri almadığını düşündüğüm bir kitap daha
devrim, devrim; her devrimde bir savaş olur ve sonunda kazanan kim olursa olsun çaresizdir çünkü devrimle uğraştıklarından nasıl inşa edeceklerini bilmezler, her devrimde de askerlerin ve halka zarar veren bürokratların sayısı artar. Bu durumda halk çok çalışsa bile aç kalır. Çalış- mazsa zaten aç kalır. O yüzden büyük şehirlere kaçarlar ya da birkaç büyülü yaprak için asker olurlar. Böylece köyde kimse kalmaz. Devrim yaparken gerçek bilgiye sahip olmamak ne tehlikeli! Cehaletin boyunlarındaki ip olduğunu bilmek dışında Kedi Ülkesini hiçbir şey kurtaramazdı.
çok fazla uzun uzun anlatmak istemediğim için kitabın en beğendiğim kısmını eklemek istedim ilk önce çok fazla bilim kurgu okuyacağımi düşünmüştüm çok farklı bir dünya da olacağımı ama kitap toplumsal gerçekleri çok fazla yüze vuran çok güzel eleştirel bulunduran bir hikaye anlatımı var. malesef okudukça kedi insanların gezegeninin bizimkinden çok farklı olmadığınız görüyorsunuz.
Kedi GezegeniLao She · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,176 okunma
kitap çok kısa olmasına rağmen toplumların en çok can acıtan yerlerini odağına almıştır. kitabın ilk sayfalarında bunları görebilirsiniz ve kitabi merak etmek için uzun uzun okumanıza gerek yoktur bence ilk sayfadan dahi sorgulamaya başlayıp sizi içine çeken bir kitap. ilk olarak öğrencilere kendi ideolojisini yerleştirmek isteyen bir görüş neler yapar bunu okuyorsunuz, ve kitap çoğunluk kabul ediyorsa size göre kötü bir hareket yapılmaması gereken hatta siz yapmıyorsanız toplumdan size dışlayan bir olayı anlatarak başlıyor. burada aslında doğru ve yanlışın toplumun o gün ki yapısına göre nasıl şekillendiğini anlıyoruz kendi yaşadığımız toplumda bu şekilde doğru ve yanlış var mı sorgulatıyor. daha sonra küçük söylenmeyen bir sırrın nelere yol açtığını bu olaylar sırasında zengin ve fakir ayrımın nasıl yapıldığını çok güzel anlatan dünyaya bir öğretmenin gözünden bakan okunması gereken bir kitap.
Kitaba Cambly hocamın önerisiyle başladım ve çok beğendim. İlk olarak, yaratılan dünyadan bahsetmek istiyorum: krallıklar, ejderhalar, isyanlar, güçlü ve acımasız komutanlar, ve halktan gizlenmiş
kitap kesinlikle okunması gereken, insanın kendi içinde muhasebe yapması hatırlatan bir kitap, gerçekten suçlu şeytan mı ? dedirten bir kitap. İlk olarak kitapta içine sizi dönemin İstanbul'un sokakların yürüterek çekiyor daha sonra Macide ve Ömer'in ilk mutluklarına şahit oluyorsunuz o heyecanı ile içine çekiyor en son ise bu iki gencin aslında ne kadar yanlış yollarda yürüdüğünü anlıyorsunuz. İlk olarak Ömer'le başlamak istiyorum Ömer aslında tipik biri çocuksu bir erkek yaptığı her şeyi başkasının üzerine suç atmaya çalışan gerçekçi düşünemeyen heyecanlarını çok hızlı yaşayan biri gibi geldi bana kitabı ilk okuduğum anda zaten kitabın sonuna doğru şeytanı suçlamaya başladığında olgunlaşamayan biri olduğunu anladım. Gelelim Macide'ye ilk kitabı okurken Macide'yi bir piyona başında olduğunu gördüğümde çok mutlu olmuştum hatta çok başarılı olacağını düşünüyordum ama sona doğru dönemin kadına bakış açısı ile birlikte aslında keşfedilmiş bir yeteneğin nasıl solduğunu görüyorsunuz. aslında Macide'nin başına gelen olaylar için ben ömeri de suçlayamadım çünkü o da bir karar verdi ve onun sonucunu yaşadı fakat kitabın sonundan sonra ki hayatını çok merak ettim kalabalıkta piyona çalabildi mi veya nasıl bir anne oldu gibi....