Fiziksel şeyler somut madde değildir. Atom %99.999…. enerji ve 0.00000…1 maddedir. Yani atom maddesel anlamda bir hiçtir.
Atomaltı seviyede enerji, sizin farkındalıklı dikkatinize cevap verir ve maddeye dönüşür. Atomaltı parçacıklar aynı anda sonsuz farklı yerde var olabilir. Zihniniz, kuantum alanda sonsuz olasılık yaratabilir.
Kimlik, alışkanlıktır. Aynı şeyleri düşünüp hissederseniz, beyin ve beden aynı döngüyü tekrarlar.
Düşünceler, beynin dilidir. Duygular da bedenin dilidir. Duygular ve düşünceler uyumlandığında ortaya çıkan yeni olma hali, davranışlarınızı değiştirir. Davranışlar da hayatın gidişini.
Kuantum alanı ne istediğinize değil, kim olduğunuza karşılık verir.
Şimdide kalmak güçtür. Zihin ya geçmişe takılır ya da geleceği kurcalar. Dönüşüm için zihin şimdiye geri getirilmelidir.
Minnet evresinde olduğunuzda, kuantum alana bir olayın hali hazırda gerçekleştiğine dair sinyal gönderirsiniz. Minnettarlık, olmuş gibi hissettirir.
Sonuçların nasıl olacağını zorla kontrol etmekten vazgeçmek gerekir. Analiz etmeyin, nasıl olacağını çözmeye çalışmayın. O gelecek olay sizi bulmak zorundadır, çünkü siz onu kendi enerjinizle zaten yarattınız.
Ho‘oponopono, Hawaii kökenli çok eski bir sorun çözme yöntemi.
Üç elementten oluşuyor: Pişmanlık, affetme ve dönüşüm.
· Her şey %100 bizim sorumluluğumuzdur. (suçluluk değil, sorumluluk)
· Bir başkasında gördüğümüz sorun bile bizim bilinçaltımızdaki kayıtların dışa vurumudur.
· İçimizi temizlediğimizde dış dünya da değişir.
Ho‘oponopono’nun en bilinen hali dört basit cümleden oluşur. Bunlar bir çeşit içsel temizlik mantrası gibidir.
Seni seviyorum.
Özür dilerim.
Beni affet.
Teşekkür ederim.
Bu cümleler tekrarlandığında bilinçaltındaki olumsuz kayıtların temizlenip yerine sevgi ve uyumun geçtiği kabul edilir. Bir sırası yok, önemli olan niyet ve içtenlik. Çünkü amaç zihni susturup bilinçaltındaki olumsuz kayıtları sevgiyle dönüştürmek. O yüzden mekanik bir tekrar değil, hissederek söylemek çok daha etkili. Bu dört cümlenin illa hepsini birden söylemeye gerek yok, bazen tek bir tanesi bile bilinçaltı için şifalı kabul edilir.
İşte sıfır sınır bölgesine girmenin yolu bu.
Şükran etkilenebilirlik seviyenizi artıracak olan en güçlü duygulardan birisidir. O bedeninize duygusal olarak zaten “olmuş bir olaya” karşı şükran duymayı öğretir, çünkü biz genellikle sadece istenen olaylar “gerçekleştiğinde” şükran duyarız.
Şükran duygunuzu “olay olmadan önceye” taşırsanız, bedeninizi (bilinçaltı zihin olarak) gelecekteki olayın gerçekten olduğuna inandırmaya başlarsınız.
Olgunlaşmamış sevgi "Seni seviyorum, çünkü sana gereksinimim var" der.
Olgunlaşmış sevginin söylediği ise "Sana gereksinimim var, çünkü seni seviyorum".