@filikakitap_ sayesinde tanıdığım @devrimdemirkocak ‘tan okuduğum ilk kitap “Yağmurdan Sonra Bahardan Önce”
.
Edebi yönünden ziyade kendi kişisel tarihimle örtüşen mekanları , olayları ve kişilerinin tanıdıklığı ile gönlümü çeldiİçinden Ankara geçen romanlara olan tutkum bilinir .Edebiyat nasıl da yakışıyor canım Ankara’ma
.
Mustafa Suphi’yle yakın yaşlardayız muhtemelen, Mustafa Suphi ismini ve hikayesini ilk kez lisede duymuştum , kızıl saçlı , ufak tefek bir çocuk olan Mustafa Suphi’den …
Sonra Dil -Tarih mezunu olarak Abdi İpekçi parkı , Batıkent otobüslerinin kalktığı Sezenler Sokak , hazırlık ve YL ‘yi geçirdiğim Cebeci Kampüsü ve Kurtuluş ParkıKaçak binmenin inanılmaz bir haz verdiği banliyö treni …Maltepe -Demirtepe arası …Çok az gittiğim Mamak …Beni aldı , 90’ların sonu 2000’lerin başına götürdü.Kalbim sızlaya sızlaya okudum.
.
E bir de toplumsal travmalarımız .Peş peşe patlayan bombalar. Sahi biz hiç kaygısız , huzurlu yaşadık mı ?
.
Yurt Apartmanı , kentsel dönüşümün eşiğinde bir eski apartman.Yeni kiracıları İnci ve babası Mesut , Ankara Garı’nda gerçekleşen patlamanın yaralarını sarmaya çalışırken Mustafa Suphi ve diğer bina sakinleriyle de tanışırlar .Oysa gemide kaçak yolcular da vardır ; dil bilmez , işsiz , yuvasız mülteciler
.
Sıkıcı meslekler sıralamasında en üst sıralarda yer alan muhasebecilik ile iştigal eden Mustafa Suphi’nin renksiz ve sıradan hayatı bu yeni komşularıyla bambaşka bir yöne akacak , kalbi de bir başka çarpacaktır
.
Yakın tarihi, tanık olduğumuz olayları artık edebiyatta görmek hem heyecan verici hem üzücü .Bildiğimiz bir şeyleri romanlarda görmenin sevinci yaşlanmanın hüznüne karışıyor .Bir taraftan da unuttuğumuzu sandığımız olaylarla karşılaşmanın sıkıntısı …Seviyorum güncel edebiyatı takip etmeyi
.
Tabi ki eleştirilerim de var