*Spoiler içerir.
Bir çırpıda okunabilecek olan bu incecik kitapları bazen özellikle ara ara keserek okuyorum. Evet, tek solukta bitirmesi de güzel ama sindire sindire okudukça daha çok etkiliyor insanı diye düşünüyorum. Zweig, şu ana kadar okuduğum tüm eserleriyle üzerimde etkisini bırakabilen bir yazar. Bu eserinde beni en çok etkileyen ise tasvirlerin mükemmelliği ve tabiki derinlemesine yapmış olduğu karakter analizleri oldu. Bu sebeple bu incelemeyi Zweig’ın kendi cümleleriyle devam ettirmek istiyorum:
“İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir.
...insanları sevindirebilmenin bu kadar iyi ve kolay Olduğunu daha önce hiç anlamamıştım.
...Ben sevinçliysem sen niye sevinmeyesin diye düşündüm...
... ve onlara birşey vermiştim. Vermenin hazzı içimi daha önce hiç tatmadığım bir duyguyla doldurdu.
...yüreğimdeki kabuğu kırdıktan sonra bir anda herşey benim olmuştu. Birilerini sevindirmenin ve bundan sevinç duymanın ne kadar kolay olduğunu hissediyordum. İnsanın kendini açması yeterliydi, insandan insana canlı bir akış başlıyordu hemen...”
ve yine Zweig’ın dediği gibi “ birkez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek birşeyi yoktur artık. Ve birkez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.”
Haddizatında hayatı anlamlı kılan, ziyadesiyle kıymetli bir noktayı bizlere çok hoş bir şekilde aktarmış. Eminim ki herkesin böylesi anlamsız ve tatsız gelen zamanları olmuştur.. İşte bu sebeple hepimizden bir parça sunmuş bizlere yazar.