Öncelikle bir Kaçtane alıntı yazmak istiyorum.
⭐"Size o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, hiçbirini söylemeyeceğim galiba."
⭐ "Felsefe yapma, eşek!"
⭐" Bilginden yana sıfır oldukları halde alabildiğine bir kendini beğenmişlik..."
⭐" Bir çocuğun ölümünü görmektense, dünyaya geliş biletimi iade etmek isterim."
⭐"Babalar çocuklarınızı incitmeyin."
⭐"Eğer şeytan olmasaydı, demek ki insan onu yaratırdı, hem de tıpatıp kendisi gibi."
⭐"Sus kalbim. Sabret, uslan, sus!"
⭐"ulaşmak istiyorsan varını yoğunu dağıt, peşimden gel!"
Ve bitti. İlk iki gün 600. Sayfaya kadar gelmiştim ve kitap 600. Sayfadan sonra başlıyormuş aslında. Açıp bir internet sitesinde görebileceğiniz bilgiyi burada yazmanın anlamı olduğunu düşünmüyorum.
Fyodor Pavloviç adındaki bir adamın ve dört çocuğunun hayat hikâyesi bu kitap.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ölmeden önce yazdığı son eser. Hatta ustalık eseride denebilir.Şimdi ben bu 'Başyapıt' kitabını nasıl inceleyeyim? Nereden başlayacağımı bilmiyorum ki. Bahsedilecek o kadar çok nokta, o kadar çok yer var ki... Neyse öhm öhm.Ya sen nasıl güzel bir kitapsın. Her duyguyu tek tek tattırıp su gibi okutturdun. inanın bunu kelimelerle anlatamam. yaptığımız ve düşündüğümüz herşeyden sorumluyuz.Kurgusal romanlarda, Dostoyevski en iyi yazar olmayabilir. Fakat eldeki kurguyu doldurma konusunda, ondan iyisi olmadığını düşünüyorum. Bunu, şu şekilde anlatabilirim; yaşamış ve yaşayan bütün yazarların en bilinmeyenleri de dahil hepsine aynı bitkinin tohumunu kurguve aynı büyüklükte bir toprak parçası kağıt ve kalem verelim ve kendi hallerine bırakalım. Yaklaşık bir yıllık bir süre boyunca hepsini, kendi hâline bırakalım. Sonrasında hepsini tek tek gezelim. Kimilerinin tohumu fidan vermeye başlamış olur, kimilerinin hâlâ toprağın altında kalmıştır