Zamanın akışında insan bedeni, bir yere yetişmek için çırpınır durur. Adımlar hızlanır, nefes daralır, eller uzanır ama zihin… Zihin hep bir adım geridedir. Bedensel çabanın ötesinde, zihnin yükü bambaşkadır. Çünkü insan, olacak olanı düşünür; ağırlığını kaldıramayacağını hisseder. Zihin, geleceğin ihtimallerinde kaybolurken geçmişin izlerini de taşır. Beden koşar ama zihin durur; bir adım ileriye gitmekten korkar belki de. Olacak olanın ağırlığı, insanı en güçlü yerinden sınar. Ve insan fark eder: Bazı şeylere yetişmek, bedenen mümkün olsa bile, zihnen bir varış noktası yoktur. Olacak olan, kendi vaktiyle gelir; insan ise yalnızca o yükü taşımaya hazır olup olmadığını sorgular. Ama ne gariptir ki, cevap daima sessizlikte saklıdır.