Sevgili Kendim :)
Şairin “Yaş otuz beş, yolun yarısı” dediği zamanlara birkaç sene kaldı. Hani derler ya, otuzlu yaşlardan sonra bir sakinlik ve farkındalık yükleniyor insana; işte ben de tam olarak bunu doruklarda hissettiğim bir senedeyim. Eski ben ile şimdiki ben arasında ciddi farklılıklar olduğunu hissediyorum. Seyahatlerde artık eskisi gibi sürekli fotoğraf çekmiyorum. Çok sevdiğim fotoğraf makinemi yanıma bile almıyorum. Gittiğim her yerden sadece bir kare çekiyorum; bana hissettirdiklerini hatırlamak için. Mesela farklı kültürleri öğrenmeye, farklı hayat tarzlarını görmeye bayılıyorum. Gittiğim şehirlerde çok ünlü, popüler ve yeni yapıları görmek ya da AVM gezmek yerine, şehrin eski sokaklarını adımlamayı tercih ediyorum. Merak ettiğim o kadar çok kültür var ki, anlatamam. Camiler kadar kiliseleri de merak ediyorum. İnsanların yüzlerindeki o duyguları okuyabilmek benim için çok kıymetli. Sık sık ailemle de bu konular üzerine konuşurum. Bu yazı kendime ayırdım ve merak ettiğim şehirlere seyahat edip anılar biriktireceğimi söylüyorum bizimkilere. Babam da diyor ki: “Ama sen zaten hep seyahat ediyorsun, bu seneyi neden özel olarak düşünüyorsun?” Heheheh 😅 Bu sene yoğun bir çalışma senesiydi elhamdülillah. Şimdi ise biraz dinlenme ve sakinleşme vakti. Allah’ım, çokça seyahat ettiğim, çokça anı biriktirdiğim bir yaz olsun inşallah. Çokça âmin.
Duygu ve Düşünce
Annem gıybet yaparsa detaylı ve polisiye bir romanmış gibi yapıyor, babamda gıybet yapacaksa birisi iyi bir şey yapmışsa bile hayatının en büyük hatasını yapmış gibi anlatıyor. Annem yani stratejik konuşuyor. Bu bana da bulaştı. Ben zaten gıybetten nefret ediyorum ama beş dakikalık bir olayı bir sene içinde olmuş gibi detaylı anlatıyorum. Öyle el hareketlerim var ki olayı mesela doğru yanlış birinden duysam sanki olay yerinde bende vardım.
Reklam
Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz :))
"Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkar; fenalık düşünmeye vakit bulamaz." demiş Ahmet Yesevi. Ben de yarım dönüm fasulyeyi öğlene kadar çapaladım. Yorgunluktan bittim, kimseye fenalık düşünecek takatim yok. Şuan bana ne deseniz eyvallah bacım der geçerim😂 15 yıllık memurluktan mütevellit bedenim ham olduğu için ellerimin içi patladı. Annem ne ara çapaladın o kadar yeri diyor. Ben canım istemediği sürece hiçbir işi yapmam ama o işin başına geçersem de en iyisini yapmaya çalışırım… Uyuşukluğu, baştan savma hareketleri sevmem. Ya hiç yapma ya da adam gibi yap. Gönülsüz köpek sürüye kurt getirirmiş😂 Mesela bir domates fidesinden 10 kg domates alınabilir denilmişse ve sen o fideye iyi bakmadığın için rekolte 5 kg’da kalmışsa sen hainlik yapmış oluyorsun… O 5 kg kayıp piyasaya pahalılık olarak yansıyacak çünkü. Ama pek ince düşünen yok bu ülkede ne yazık ki. Neyse bir tane salatalık buldum… Şimdi yıkayıp afiyetle yiyeceğim. Canı çeken olursa bizim bahçeye beklerim. Millet yıllık izinde tatile gidiyor, ben tarlaya çalışmaya geliyorum. Ben de biliyorum el-Hamra’da tahta oturup el çırpmayı, Endülüs’ten güller getirtip sevgilinin yüzüne çarpmayı ama ben yaşlı anne babam tarlada çalışırken kendim keyif yapamam, vicdanım el vermez. Bu fasulyeleri ben çapalamasam onlar çapalayacaklardı. Sonra ben utanmadan o sebzeleri nasıl yiyebilirim ki. Hayırlı evlat olmak lazım. Hem tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmazmış, gerçi çok yüzsüz var da neyse gari😂
1000Kitap
Orijinal?
Nedir orijinal? Bir şeyin son kopyası mı mıdır? - Bir şarkı düşünelim mesela; Sözler yazılırken kaç defa revize edilir yazarı tarafından? Kaç defa kelimeler yer değiştirir, önüne sonuna arasına sözcükler girer/çıkar? Kaç farkı melodi denenir sözlere yakışacak? Her biri kendi başına birer kopya değil midir? Her bir deneme bir öncekinin kopyasını oluşturmaz mı? - Bir resmi düşünelim mesela; Ressamın zihnindeki düşünce midir orijinal? Yoksa tuvale, kağıda veya bir duvara resmettikleri mi? - Bir filmi düşünelim mesela; Kaç tekrar, kaç prova, kaç deneme sonunda çıkar ortaya "orijinal" ? Orijinal midir bir filmin en kusursuz sahneleri? Yoksa doğaçlama oynanan bir tiyatro perdesi midir asıl orijinal? - Bir şiir bir roman düşünelim mesela; En güzel kafiyelerin alt alta dizilmesi midir orijinal? En süslü sözcüklerin bir araya gelmesi midir? Yoksa yazarın beğenmediği için buruşturulup çöpe attığı kağıtlar mıdır orijinal? Sahi söylesenize nedir sizce orijinal?
Felsefe
Yaşamı haketmek gerekir, ben haketmeyen taraftanım. Sevmeyi, sevilmeyi haketmiyorum. Beni dinlemeyin, beni sevmeyin, bana bakmayın, bana iyi hissedeceğim şeyler yapmayın. Canım yanıyor, haketmediğimi hissettiğim her an daha da canımı yakıyor. Değerli bulmayın mesela beni, değmem hiçbir şeye. Ne sevilecek bir kalbim ne de değecek bir canım var. Sizler sadece yanılsamayı görüyorsunuz, gerçekten tanısaydınız sizlerde benim gibi düşünürdünüz. Lanet bir kafaya sahibim, içeride cinler cirit atıyor sanki. Kaç insanı canice katlediliyorum tahmin edemezsiniz. Kafamın içini görme şansınız olsaydı, arkanıza bile bakmadan belki de kaçardınız. Hatta beni öldürürdünüz. İnsanların ölümleri için hep korkarım, konusu açıldığında konuşmak dahi istemem. Her gece nasıl öleceğimi düşünüyorum. Kendi canıma mı kıyacağım yoksa ecelimle mi öleceğim diye. Beni sevmeyin, sizi yarı yolda bırakırım. Bir gün bana değer verirseniz, sabaha buz gibi olmuş ruhsuz bedenimi bulursunuz. Değmez anlıyor musunuz, bu acıyı çekmenize değmez.
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Reklam
Reklam