Ne güzel yazmış Fatma Aliye Hanım
Puan vermedi·64 syf.··
2026 3. kitabı
Madem okuduğum kitaplarla ilgili inceleme yazıyorum o zaman bu kitabı es geçemem öyle değil mi ? Levâyih-i Hayat bizlere Osmanlı kadının vahim durumunu anlatır. Mektuplaşma tarzında yazılmış bu kitap biz cumhuriyet kadınlarını empati kurmaya iter. Ben şahsen empati kurdum. Acaba ben mektuplaşan bu iki kadının yerinde olsaydım. Kocam benim üstümde her türlü hakka sahip olduğunu düşünseydi, bana şiddet uygulasaydı, benim de ekonomik bağımsızlığım olmadığı için gidecek hiçbir yerim olmasaydı, üstüme başka bir kadınla evlenseydi o kadın da ikinci bir kadın olmayı mecburen kabul etseydi, sadece evde oturup çocuklara bakmakla yükümlü olsaydım, okuyamasaydım ve mesleğim olmasaydı... Ne olurdu acaba? Fatma Aliye Hanım bu kitabında Osmanlı kadınlarının sesi olmuştur. Şimdiki cumhuriyet kadınlarına da birer ilham. Biz cumhuriyet kadınları olarak bize verilen haklar için Mustafa Kemal Atatürk'e ne kadar teşekkür etsek de az. Bence Atamıza en iyi teşekkürü vatana hizmet ederek, ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine yükselterek yapabiliriz. Tabi bu vazifeyi bir tek biz kadınlar değil topyekun harekete geçerek yapmalıyız. Şuanda kadına şiddet uygulayan insanlar kendilerini bir kadının doğurduğunu unutmuş gibiler ve bunu yapanlar Osmanlı zihniyetinde oldukları için bizden değildirler. Kız çocuğu okuyup da ne olacak diyenler Fatma Aliye Hanım'a baksın, Afet İnan'a baksın Sabiha Gökçen'e baksın, Canan Dağdeviren'e baksın ve onlar gibi milyonlarcasına baksın. Aslında bu kitap bir tek Osmanlı kadınlarının değil dünyada hor görülmüş tüm kadınların sesidir. Sizleri yorumlara bekliyorum. İyi okumalar. Şeymanur Açıl
Duygu ve Düşünce
Levâyih-i Hayat (Hayattan Sahneler)Fatma Aliye Hanım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,2bin okunma
Sen Çok Yaşa Atam
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 240. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
Meslek hayatım boyunca sınır hattında, dağ üs bölgelerinde, deprem sahalarında ve zor coğrafyalarda görev yaptım. İnsan karakterinin gerçek yüzünü çoğu zaman kriz anlarında gördüm. Bu yüzden Atatürk’ü anlatan kitaplarda benim aradığım ilk şey; kuru kahramanlık değil, liderlik iradesinin sahadaki karşılığıdır. İlber Ortaylı’nın kitabı tam da bu noktada dikkat çekiyor. Ortaylı, Atatürk’ü yalnızca bir komutan olarak değil; çağının ruhunu okuyabilen, insan psikolojisini anlayabilen ve devlet aklını askeri disiplinle birleştirebilen bir lider olarak ele alıyor. Kitabın en güçlü tarafı, Atatürk’ü ulaşılmaz bir heykel gibi değil; yorulan, düşünen, öfkelenen ama her şartta sorumluluk alan bir insan olarak anlatabilmesi ve Atatürk’ün okumaya ve kendini geliştirmeye olan bağlılığı oldu. Çünkü çoğu insan onu sadece asker tarafıyla biliyor. Oysa kitap boyunca görüyorsunuz ki, onun gücü sadece cephede değil; düşüncelerinde, ileri görüşünde ve insanları anlayabilmesinde de yatıyor. Özellikle memleketin en zor zamanlarında bile umudunu kaybetmemesi insanı etkiliyor. İlber Ortaylı’nın dili zaman zaman sohbet havasına kayıyor. Akademik bir tarih metninden çok, bilgili bir hocanın karşısında oturup onu dinliyormuş hissi veriyor. Bu yönüyle kitap oldukça akıcı. Ancak bazı bölümlerde kaynak yoğunluğu ve detaylı analiz isteyenler için yüzeysel kalabilir. Mesleğim gereği çok yaraya dokundum. Kimisinin kanamasını durdurabildim, kimisini ise sadece son nefesinde yalnız bırakmamaya çalıştım. İnsan böyle zamanlarda hayatı başka görüyor. Toprağın değerini de, bayrağın ağırlığını da daha derinden hissediyor. İşte Atatürk’ün neden hâlâ bu milletin omurgası olduğunu o zaman daha iyi anlıyorsun. Çünkü bu ülke kolay kurulmadı. Bir harita çizilerek değil; yorgun, aç ama vazgeçmeyen insanların
Alıntı
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Cümlelik Fikrin Üç Sayfalık İzahatı
5/10
·208 syf.··
2026 30. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:33
Kitap, "herkes tarafından sıfır riskle anlaşılsın" mantığıyla yazıldığı için edebi derinliğini ve akıcılığını feda etmiş. Aşırı açıklama çabası, metni berraklaştırmak yerine ağırlaştırmış ve okuma zevkini baltalamış.Bu anlatım tarzı nedeniyle kitaptan yer yer sıkılıp uzaklaşmak istediğim çok oldu ancak kendi mesleğim de öğretmenlik olduğu için kitabın kapısını okumayı tamamlamadan kapatmak istemedim. Çünkü öz eleştiriyi de severim. Bir kitabı okurken görmemi sağlayan hatalarıma ışık tutmuşsa kelimeler törpüleyerek okumaya devam etmek isterim.Kapısını aralamak istediğim kitaplar da bu yüzden daha çok kişisel gelişim kitapları olur. Okuduğum bu kitap da kişisel gelişim kategorisinde yer alan bir kitaptı. Ancak kitap;karşılıklı konuşma formatında yazılmış olup konuşurken yapılan o uzun "yani", "aslında" açıklamaları yazıya döküldüğünde büyük bir kelime israfına ve dolayısıyla yoğun bir sıkıcılığa dönüyor. İlk açıklamada ne denildiğini çok rahat anladığımız halde sürekli başka örneklerle de açıklamaya devam etmesi gerçekten çok boğuyor. Bu durum, "Zekama güvenilmiyor" veya "Çocuk muamelesi görüyorum" hissini yaratarak okumaktan uzaklaştırıyor. Oysa iyi bir kitap nehir gibi akmalıdır. Bu eeserde ise; tam bir fikir ivme kazanıp akacakken, araya giren "Yani burada demek istiyoruz ki...", "Şunu açmakta fayda var..." gibi sürekli izahatlar metnin hızını kesip okuma ritmi sürekli dur-kalk yapıyor ve kitaba odaklanmak yerine kitaptan koparıyor. Umarım sürükleyici kitaplarınız bol olur. Keyifle okuduğunuz kitapların olması dileğiyle huzurla kalın arkadaşlar...
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 23:37
Hakan hocayı çok değer verdiğim bir psikologdan duymuş sonra da twitter hesabını takip etmiştim. kısa kısa kesitleri bile çok etkileyici geliyordu. zaman zaman yol göstericiydi hatta. Ayna nöronlar kritik grubumuzla 11. okumamızı bu kitapla yaptık. Tam beni sevdiğim bir okuma seferiydi. sebepleri ise şöyle; gelişimsel bilgilere değiniyordu, hem teknik konulara hem de pratik alanlarına vurgu vardı, zaman zaman düşündürüyor ve mutlaka yön gösterici bir yanı oluyordu hem de yerel örnekler ve bakış açıları vardı. hepsini bir araya getirince çoğu kişi için okuması zor hatta kalın bir kitap ortaya çıkıyor ancak Hakan hocanın deneyileriyle harmanladığı bu kitap o kitaptır yani, okunulasıdır. Peki genel olarak ne anlatıyor? bilişsel davranışçı yönünden ele alınan bakış açısını okuyoruz ancak asla bir ders niteliğinde değil. Nöroloji konusunda daha önce hiç okuma yapmamış olan kişiler kritik oturumunda o bölümü sevdiklerini anlattılar mesela. yani en bilimsel olabilecek kısım dahi sevilmişti zaten. bununla beraber ben mesleğim adına pek çok not aldım kendime. söylem örnekleri, tablo düzenleme ve açıklamaları harikaydı. mesela tabloları doldururken örnekleri belli başlı 3 kişi çerçevesinde döndürmüş hoca. onların hikayesini ve söylediği cümleleri öne alarak şöyle olmalı, böyle düşünülmüş gibi analizlerle açıklamasını sürdürüyor. bu sanki çok sık tekrar ediliyormuş gibi görünse de konuyu pekiştirmek anlamında çok işe yarıyor. hatta kitap kritiği oturumumuzda bir katılımcı "burada aslında şu kadar kişiyiz ama mehmet bey ve .. hanımı da burada sayabiliriz" dedi. yani kitaptaki o kişilerle bağ kurmuş ve yanımızda olmaları gerektiğini düşündüğünü söyledi. bu çok özel bir etki bana kalırsa. psikoloji konusunda genelde çeviri eser ve yabancı yazar önerileri yoğunluklu oluyor nitelikli
Fark Et Düşün Hisset YaşaM. Hakan Türkçapar · Kronik Kitap · 20251,940 okunma
8/10
·188 syf.··
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 11:29
Son yıllarda Türk Tarih Kurumu'nun yaptığı en güzel işlerden birinin "Genel Okuyucu Dizisi" adı altında yayınlanan kitaplar olduğunu söyleyebilirim. Tarihi akademik dilden uzak, okuyucuyu dipnot ve ayrıntılar ile sıkmayan, ortalama bilgiye sahip bir okurun anlayabileceği dilde, kısa, öz ama doğru bilgiyi veren bir serinin uzun yıllar kendimce bir gereklilik olduğunu düşünüyordum. Okumuş olduğum "Erzurum Tarihi" adlı kitabı da tamda anlattığım şekilde kendisi de Erzurum'da görev yapan bir akademisyen olan Doç. Dr. Murat Küçükuğurlu yazmış. Kitapta şehrin tarihi dört ana başlık halinde, hayatın içinden konularında olduğu aynı zamanda o şehirde yaşayan bir çok insanın belki de bilmediği bilgiler akıcı ve sade bir Türkçe ile çok güzel özetlenmiş. Erzurum'lu değilim, ama mesleğim gereği Erzurum'da görev yapmıştım. Şehri ve insanlarını çok sevdiğim bir yöremizdi, bu kitap sayesinde sevgim ve merakım bir o kadar daha arttı diyebilirim. Umarım Türk Tarih Kurumu bu seriyi genişletir de bütün vatanı herkesin daha yakından tanıma fırsatı olur. Bu tür yayınlar sayesinde insanların yaşadığı şehri daha başka bir gözle sahipleneceğini , aynı zamanda memleketlerine olan bağlılıklarının artacağını değerlendiriyorum.
1000Kitap
Erzurum TarihiMurat Küçükuğurlu · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 20256 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 02:10
Bu kadar beğeneceğimi düşünmeden okuduğum için çok güzel bir sürpriz oldu. Dünya çapında tanınan, sevenleri kadar sevmeyenleri de olan bir yazarın yazma serüveni diyebiliriz kitabın konusu için adından da anlaşılacağı üzere. Bence okuyan her insanın içinde az da olsa yazma özlemi de vardır, bu kitap kesinlikle özlemimi tetikledi, hayal kurdurdu, hiç beklemediğim anlamlarda yol gösterdi, kalemi kağıdı burnumda tüttürdü diyebilirim. Dahi bir yazar değilseniz ve yazmaya dair bir isteğiniz varsa okuyun derim. Yazmakla uzaktan yakından alakanız yoksa sadece okumayı seviyorsanız ve yazma sürecini merak ediyorsanız yine okuyun derim. Murakami sadece bir kitabını okuduğum ve asla aklımda böyle izlenim bırakmayan bir yazardı, kendisine ve disiplinine hayran oldum.
Mesleğim YazarlıkHaruki Murakami · Doğan Kitap Yayınları · 2019969 okunma