Askerde iken okuduğum güzel roman. Bölümüm itibarıyla ilgimi çeken bir durum zaten şamanlık. İlk zamanlarda aycıl'ın atasını anlatırken çok uzatmış diye düşündüm. Evreni oturtabilmek için şart olabilir ama biraz yormadı değil. Hatta okumayı bırakacaktım ancak sonradan hikâye sarmaya başladı. Türk kültürüne yönelik yer alan güzel bilgiler var. Kurgu ile de birleşince hoş bir şey ortaya çıkmış.
Birçok şey öğreniyorsunuz şaman kültürüne dair. Türklük bilinci zaten işin cabası.
Börkay ile olan ilişkisini kıskanmadım değil.
Okumaya değer.
Muazzez karakteri çoğu yazarca yüceltilmiş ancak ben yüceltemiyorum. 15 yaşında olabilir, kendi kararlarını alamadığı da düşünülebilir ancak sevgi o kadar yabana atılacak bir his değildir.
Muazzez, kadının içindeki hırsın net yansımasıdır. Romanda her ne kadar Şakir, yeni kaymakam, Jandarma Kadri kötü gösterilse de en kötü karakterler yine kadındır.
Şahinde zaten başından belli olan biri. Ona karşı diyebileceğim hiçbir şey yok ancak asıl nefretim Muazzez'e.
Yusuf'a duyduğum saygı yüzünden orada olup masa eşrafının hepsini öldüresiye dövebilirdim. Muazzez de yüzüne tükürülmeyecek kadar pislik bir karakter. Sabahattin Ali her ne kadar onu, yazdıklarıyla kurtarmaya çalışsa da Muazzez sevgisine ihanet eden bir kadın şeklinden uzaklaşamıyor.
Romanın sonu yapmacık geldi. Sabahattin Ali bitiremiyor gibi bir hissiyat verdi ve Yusuf'un Muazzez'i kaçırışı bana göre çok zorlamaydı.
Bin kere sevsin, hiçbir insan Yusuf'un tepkisini veremez. Lambanın rastgele düşüp karanlığa karışmasındansa Yusuf'un herkesi tek tek öldürmesini yeğledim.
Bu da Sabahattin Ali'nin ne kadar başarılı olduğunun göstergesi. Yusuf'un yerine ben ihanete uğradım resmen.