Mesut Emre ÇELENK

Mesut Emre ÇELENK
@mesutemre
İslam Hukukunda kamu haklarından sayılabilecek bir diğer suç, yol kesme ve nitelikli yağma olarak ifade edilen eşkıyalıktır. Hırsızlık suçunun özünü cebir ve şiddet kullanmaksızın bir malın gizlice alınması teşkil ettiğinden eşkıyalığın teknik anlamda hırsızlığın bir türü sayılması doğru olmaz. Eşkıyalığın silahla veya başka bir şekilde zor kullanarak yol kesip veya baskın yapıp şahıs ve mal aleyhine tecavüzü içermesi sebebiyle toplum aleyhine işlenmiş olma, kamu düzeni ve asayişi ihlal etme vasfı ağırlık taşımaktadır. Bu suçun İslam Hukukundaki cezası, öldürme gerçekleştiyse ölüm, mal yağmalandıysa el kesme, her iki suçun işlenmesi durumunda da çarmıha gerilmedir.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Had suçları, kamu düzenini doğrudan ihlal eden suçlardır. İslam Hukukunda bu suçlar için Allah hakkı tabiri kullanılmıştır. İslam ceza yargılama hukukunda bu suçların kovuşturulması için zarar gören kişilerin şikâyet etmesi gerekmezdi. Yani davanın açılması için bir şikâyet zorunluluğu yoktu. Çünkü Allah hakkının ihlali anlamına gelen bu suç, kamu adına takip edilirdi. Mağdurun veya suçtan zarar görenin şikâyet etmesi beklenmezdi. Ama hırsızlık ve zina iftirası bundan müstesnadır
Sayfa 135·Kitabı okudu
Osmanlı yönetimi, reayanın zimmi veya Müslim olmasına bakmaksızın elinde silah bulundurmasını bir tehdit olarak algılamıştır. Bu silahların eşkıya eline geçmesi yahut bu silahı elinde bulunduranların eşkıyalığa soyunması korkusu, özellikle Celali İsyanlarından beri bu tehdit algısının her zaman gündemde kalmasına sebep olmuştur. Bu yüzden sık sık merkezden gelen emirlerle ahalinin elindeki silahlar toplatılmaya çalışılmıştır.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Osmanlı'da savaş ortamında sadece firari askerler değil, ahalinin firarı da merkez hükümetin gündemini meşgul etmiştir.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Murphey'nin tespitine göre Osmanlıların ana savaş sahnesi olan Orta Avrupa'daki durumunu en fazla etkileyen unsur, onları geride bırakan Batı Avrupa ordularındaki asker ve hele de teknolojik gelişmeler değil, asıl neden, daha kararlı, daha örgütlü ve daha iyi finanse edilen hasımlarla karşı karşıya bırakan diplomatik sistem değişiklikleriydi. 1685 yılları civarında Avrupa'da değişen şey, askeri alandaki bireysel, girişimci ve özel veya yarı inisiyatiflerin yerine daha önce görülmemiş ölçekte kolektif eylemin geçiyor olmasıydı. Osmanlı cephesinde ise hizipleşme, iç çekişme ve düzensizlik hakimdi, Bu düzensizliğin temelinde yatan sebep merkezi yönetimin te-pesinde yaşanan istikrarsızlıktı. Bunun en önemli göstergesi, 16 yıllık savaş sürecinde devletin merkezî yönetiminin en tepesinde 12 veziriazam ve 4 padişah değişikliğine gidilmiş olmasıdır.
Sayfa 108·Kitabı okudu