Cetvel
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:41
Evrim Kuran’ın daha önce “Bir Kuşağı Anlamak” ve “Onlar Göçtü Buradan” eserlerini okumuştum. Bu iki eser, yazarın kuşak araştırmaları ve insan davranışları üzerine yaptığı araştırmalara dayanan, daha analitik kitaplardı. Cetvel ise deneme havasında, otobiyografik unsurlar barındıran bir kitap. Cetvel ile yazar, diğer eserlerinden farklı olarak kişisel ve edebî bir dil tercih etmiş. Evrim Kuran’ın Cetvel kitabının merkezindeki metafor “cetvel”dir. Kitapta “sıfırdan başlamak” ve “kendi cetvelini oluşturmak” gibi fikirler üzerinde durulur. Bu şekilde okurların kendi hayatlarını hangi ölçülerle değerlendirdiklerini sorgulamaları amaçlanır. Evrim Kuran bu sorgulamayı yaptırırken akademik kimliğinden tamamen sıyrılarak kişisel gözlemlerini paylaşır. Bu da yazar ile okur arasında bir bağ kurulmasını sağlar. Çünkü yazarın yaşadıkları ve hissettikleri, birçok okurun yaşadıkları ve hissettikleriyle benzerlik göstermektedir. Evrim Kuran, kendi yaşamından yola çıkarak orta yaş dönemindeki insanların içinde bulunduğu içsel muhasebeyi başarılı bir şekilde okura aktarır. Kitabı okurken zaman zaman “Ben de bunu hissetmiştim” ya da “Ben de bu sorgulamayı yapmıştım” dedirten bir anlatımı vardır. Metinde gençlik, olgunlaşma süreçleri ve hayatın anlamı üzerine düşünmeye yönlendiren bölümler bulunmaktadır. Ayrıca yaşanmışlıkların insana kazandırdıkları üzerine düşünme fırsatı sunmaktadır. Cetvel kitabının güzel yönlerinden biri de Türkçede tam karşılığı olmayan ya da tek bir kelimeyle ifade edilemeyen duyguları farklı dillerden aldığı kavramlarla anlatmasıdır. Yazar, farklı kültürlerden aldığı bu kavramları Türk okuruna tanıtır. Bu kavramlar, insanın kendi yaşam ölçüsünü, yani kendi “cetvelini” oluşturmasına yardımcı olur. Kitapta kadınların yaşamları boyunca maruz kaldıkları ölçütlere
CetvelEvrim Kuran · Mundi Yayınevi · 2025143 okunma
“Dönüşüm” için ne kadar dirençliyiz?
Puan vermedi·74 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 06:44
“Dönüşüm” bir adamın yalnızca böceğe dönüşmesini anlatan tuhaf bir hikaye değil. Aynı zamanda yabancılaşma, bireyin kimlik kaybı, aile ilişkileri, toplumun insanı faydası kadar sevmesi, değersizlik hissi üzerine düşünmeye sevk eden oldukça güçlü bir metin. İlginç olan Grego bir böcek olarak uyandığında ilk tepkisinin “Bana ne oldu?” değil “İşe nasıl gideceğim?” Olmasıdır. Kafka bize insanın çalışma düzeni içinde nasıl makineleştiğini daha ilk sayfalarda sorgulatıyor. Ailenin geçimini sağlayan tek kişi olduğu için artık çalışamayacak olması aile üyelerinin ilgilerinin ve sevgilerinin giderek azalmasına neden olur. Yani aslında insan yalnızca ürettiği kadar değerlidir. Kafka, Grego ’nun fiziksel dönüşümünü bir metafor olarak kullanarak, insanın yaşadığı içsel değişimlerin başta en yakınları olmak üzere çevresi tarafından her zaman kabul görmediğini gösterir. Çünkü çoğu zaman insanlar bizi olduğumuz kişi için değil, kendi hayatlarındaki rolümüz ve onlara sağladığımız fayda kadar sever ya da reddederler. Bu nedenle dönüşüm çoğu zaman sancılıdır. İnsan değiştikçe yalnızca kendisiyle değil, onu belirli bir kalıba yerleştirmiş olan çevresiyle de yüzleşmek zorunda kalır. Değişim; direnç, çatışma ve hatta kayıplar getirebilir. Belki de bu yüzden Dönüşüm, bir adamın böceğe dönüşmesinden çok, insanın kendisi olmaya çalışırken ödemek zorunda kaldığı bedeli anlatır. Kafka, Grego Samsa’nın hikâyesi üzerinden bize rahatsız edici ama önemli bir soru bırakıyor: “Bizi gerçekten kim olduğumuz için mi seviyorlar, yoksa hayatlarındaki işlevimiz kadar mı?”
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma
Reklam
"hem aydınlık hem karanlık"
7/10
·228 syf.··
2026 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:23
Kitap, siyasi bir darbe girişimi sonrası yıllarca yer altı zindanlarında tutulan mahkûmların yaşadıklarını anlatır. Bu kapalı dünya, yalnızca fiziksel bir hapis değil; aynı zamanda insan zihninin sınırlarını zorlayan bir varoluş alanıdır.İnsanın hem “aydınlık” hem de “karanlık” yönleri sert ve çarpıcı bir hapishane atmosferi üzerinden ele alınır. Eserin temel konusu, uzun süre karanlıkta bırakılan insanların hem bedensel hem de ruhsal olarak nasıl dönüşüme uğradığıdır. Işık yokluğu, zaman algısını yok ederken; insanın hafıza, kimlik ve umut gibi temel psikolojik dayanaklarını da aşındırır. Mahkûmlar arasında gelişen diyaloglar, bu çöküşün içinde bile insanın iletişim kurma ve anlam yaratma çabasını gösterir. Fizyolojik açıdan, sürekli karanlık ve dar alan, bedenlerde güç kaybı, görme bozuklukları ve duyusal algıda zayıflama yaratır. Psikolojik olarak ise yalnızlık, umutsuzluk ve gerçeklik algısında bozulma öne çıkar. Ancak diyaloglar, aynı zamanda dayanışma, direniş ve insan zihninin kırılmayan yönünü de ortaya koyar. Sonuç olarak kitap, karanlığı yalnızca dışsal bir durum değil, insanın iç dünyasında da var olabilen bir metafor olarak kullanır; ışık ise hem fiziksel bir unsur hem de umudun sembolü olarak anlam kazanır.
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020698 okunma
Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyanda ara..
6/10
·259 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Lynn Grabhorn’un Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor kitabını merak ederek okumaya başladım. Kitabın temel mesajı tanıdıktı: Hayatımızı sadece düşüncelerimiz değil, düşüncelerimizin arkasındaki duygu hâli de şekillendiriyor. Grabhorn, Çekim Yasası perspektifinden bakarak, içinde bulunduğumuz duygusal frekansın hayatımızdaki deneyimleri etkilediğini savunuyor ve şu sorulara dikkat çekiyor: “Neden hep aynı döngülerdeyim?” “Neden istediğim şeyler gelmiyor?” Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyamızda arıyor. Zen, Budizm ve mindfulness daha çok “olanı olduğu gibi görmek, tutunmayı bırakmak ve kabul etmek” tarafındayken; bu kitap “duygusal titreşimini değiştir, hayatın değişsin” yaklaşımına daha yakın duruyor. Ben kitabı hayatı kontrol etmenin bir yöntemi olarak değil, kendime ayna tutan bir davet olarak okudum. Çünkü hayatımın mükemmel olmasıyla ilgilenmiyorum. Her şey istediğim gibi gitse de gitmese de, hayatla kurduğum ilişkinin niteliği benim için daha önemli. Bu yüzden kitapta beni en çok etkileyen soru şu oldu: “Şu anda hayatla hangi duygudan ilişki kuruyorum?” Korkudan mı? Eksiklikten mi? Yoksa güven, açıklık ve kabullenmeden mi? Grabhorn kitapta dört adım öneriyor: • Ne istemediğini belirle. • Ne istediğini belirle. • İstediğin şeyi hisset.
Ben ve Duygularım
Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor!Lynn Grabhorn · Nokta Yayınları · 20046 okunma
6/10
·400 syf.·
2026 29. kitabı
Seveni de sevmeyeni de çok olan bir eserle geldim. Öncelikle kitap yasak bir aşk hikayesi gibi başlamakta ancak derinlerde yoğun bir Hint geleneği,kast sistemi,üstelik sert bir şekilde,ve toplum yapısı anlatımı içermekte. Anlatım sondan başlıyor ve belli bir zaman örgüsü yok. Yazar anlatımı şiirsel seçmiş olsa da o kadar karmaşık bir sistemi bizlere aktarmış ki okurken zaman zaman zorlanmama sebep oldu. Çünkü fazlaca metafor içeren bir eser özellikle ırmak üzerinden yoğun metaforlara şahit oluyorsunuz. Bununla birlikte içeriğinde; istismar, kadın-erkek eşitsizliği, aile içi çarpık ilişkilere sıkça değiniyor bu da okuyucu rahatsız hissettirebiliyor. Yazar bir aktivist bu kitabı da bir başkaldırı niteliğinde diyebilirim. Kitabın içerdiği konular ve anlatım yoğunluğuyla bir kült eser olmasını anlamakla birlikte beni oldukça zorladığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,751 okunma
6/10
·400 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:36
Seveni de sevmeyeni de çok olan bir eserle geldim. Öncelikle kitap yasak bir aşk hikayesi gibi başlamakta ancak derinlerde yoğun bir Hint geleneği,kast sistemi,üstelik sert bir şekilde,ve toplum yapısı anlatımı içermekte. Anlatım sondan başlıyor ve belli bir zaman örgüsü yok. Yazar anlatımı şiirsel seçmiş olsa da o kadar karmaşık bir sistemi bizlere aktarmış ki okurken zaman zaman zorlanmama sebep oldu. Çünkü fazlaca metafor içeren bir eser özellikle ırmak üzerinden yoğun metaforlara şahit oluyorsunuz. Bununla birlikte içeriğinde; istismar, kadın-erkek eşitsizliği, aile içi çarpık ilişkilere sıkça değiniyor bu da okuyucu rahatsız hissettirebiliyor. Yazar bir aktivist bu kitabı da bir başkaldırı niteliğinde diyebilirim. Kitabın içerdiği konular ve anlatım yoğunluğuyla bir kült eser olmasını anlamakla birlikte beni oldukça zorladığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,751 okunma
Reklam
Reklam