“Mahkûm genç: Etmeyin Reis Bey, siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!
Reis Bey: Siz de benim hakkımda hüküm veriyorsunuz.
Mahkûm genç: Bir kere de ben vereyim Reis Bey; hem de sehpadan, tepeden en yüksek kürsüden hüküm vereyim... Siz merhametten, acıma duygusundan, yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerinde haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden... Buz çölünde yol alıyorsunuz! Reis Bey! Mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim, Allah sizi de arındırsın…”