Sen Bir Az-Gelişmişsin
Kıt’aları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…
Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev,mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir az-gelişmişsin.”
Ve Hırıstiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişan-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.
Cemil Meriç - Bu Ülke
Viranelerin yasçısı baykuşlara döndüm,
Gördüm de hazanında bu cennet gibi yurdu!
Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum;
Ya Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?..
Mehmet Akif Ersoy
Güllerin Efendisi
Önce aşka dairdi, ne varsa yazılan
Kitaplar Kitabı’ndan ibretle okunan
Sonra meleğe secde düştü, Âdem’e tevbe düştü
Şeytana haset düştü...
İsa’ya sofra, Musa’ya âsâ idi düşen;
İsmail’e bıçak düştü, İbrahim ‘e ateş düştü.
Yusuf’u kimsesiz kuyuya attılar,
Yakub’a sabr ile hasret düştü...Önce tevbe ettim ibret için, sonra secde
Kalbime haset düştü, âsâ toprağa düştü
Bahtıma hased düştü, sineme bıçak düştü
Hepsi birden ne varsa kör kuyuya düştü
Kuyuyu bir ateş sardı ifritten, dumansız
Güllerim ateşe düştü…
Ateşin bağrına iki damla yaş düştü güllerden,
Sönüp giderken sessizce, ateşe küller düştü...
Bir köprüde uzunca, dizilmişler Efendiler,
Efendiler Efendi’si uzaklardan güründüler.
Kimine bir köşk düştü cennetten, kiminin kendi cennete düştü
Kimine bir yıldız düştü göklerden, kiminin gökler yıldızına düştü...
Cümle hasenatı pay etmişler evvelden,
Kimine bir damla düştü, kimi deryalara düştü...Ey, hüznün, çilenin, sabrın sesi
Sıcak çöllerin ılık nefesi
Efendiler birer gül, sen GÜLLERİN EFENDİSİ