Metanoyam

Metanoyam
@metanoyam_
Rengarenk dünyada bir adam gezer, Ne zengin ne fakir ne mümin ne zındık.
“sen benim altıncı işimsin. onca ağır yükün altında sana ayırabileceğim ancak yorgunluğumdur. otuz iki yıl kalbimi ve gövdemi silerek kurduğum dünyanın önüne almamı bekleme seni. ne kadar derinden gelirse gelsin, ne kadar yakıcı olursa olsun, görünmez bir boşluğu -o da bir sürelik- dolduracak bir ses için onca yılı hiçleyemem. bu dünyayı kolaylaştıracaksın diye kapılarımı açtım. bir yol boyu pınarısın sen. kan ter içinde geliyorum, bir yudum serinlik için, içindeki çirkefle simsiyah ediyorsun. attığım hiçbir adım için kimseye hesap vermedim ben. aşk değil işgal bu. gittikçe herkese benziyorsun. içindeki cehennem ilgilendirmiyor beni. bana gülün gerekli, dibindeki gübre değil. anlıyor musun? tırpanla biçilmiş ekinler gibi ardarda düşüyordu adam. adam düşmüyordu da gökyüzü toprağa gömülüyordu kadının ağzından çıkan her sözcükle. topuklarında kocaman delikler açılmış gibi tüm kanı boşalıyordu bedeninden. bekleyişin iplerine diztiği iç çekişin boncuklarıyla boğuldu usul usul sesi. duvarları içine göçmüş bir evdi, dört yanından kar yağan. güneş bile buz gibi sızıyordu temeline. ne bir gülüş, ne bir anı, ne bir düş… hiçbir şey adamın düşüşünü durduramıyordu. tutunacağı her şeyi alıp savuruyordu kadının sesi. derisi içinden yüzülüyordu. bütün iyi günler, güzel sözler el ele vermiş de en büyük suçluymuş gibi adamın yüreğini yiyorlardı. kadının sesinden bir mezara gömülüyordu adam. son bir çırpınışla inledi… sesini gökyüzünün yerine koydum koyalı böyle oldum. gamzelerinin halkası ile geriletebiliyorum üstüme yürüyen pisliği. kırk iki köprüden geçtim bugüne dek, ne altında bir ince su, ne üstünde gökkuşağı. soluğum yalnızlık, gövdem küf kokuyordu. sonra esirgediklerine bir özür, bir bağış gibi dünya kattı seni ömrüme. yalnız gözleri değil, hücreleri görmeye başlayan bir körün
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Sonuç?" ya da "Sonra?" diyen kimi görürse mezar taşlarını gösteriyordu." Sonuç yok" diyordu. "Sonuç, ertelenmiş bir şimdi, sürekli devinen gerçeğin yeni bir başlangıcı, bir yanılsamadır bulunduğumuz yere göre. Aslolan süreçtir ve elimizdeki tek gerçek, biricik şans, şimdi, şu an yaşadığımızdır. Bu yüzden tanıma gelmez, kalıbı ve kuralı yoktur; aşk gibi, ay ışığı gibi, iğde kokusu gibi... Yaşanır yalnızca. Sonuç adına şimdiyi ertelemek, yaşamı ertelemektir, ipini çekerek ardına düştüğümüz mutluluğu zamanın dışına itmektir. Bulunduğumuz her nokta, yaşadığımız her an bir sonuç değil midir gerçekte; bizi biz eden geçmişimizden ve seçimlerimizden oluşmuş bir sonuç?"
Geçmişte olan, gelecekte olan hiç bir şey yoktur; herşey vardır sadece, şu an içinde varlık sahibidir.
Sayfa 108·Kitabı okudu
 “Ele geçireceğimiz tek şey kimi avuntular, kimi duyarsızlıklar olacak, birtakım beceriler elde edeceğiz ve bunlarla aldatacağız kendimizi.”
Sayfa 28·Kitabı okudu
Hızlı hızlı yürüyen Siddhartha, "Ne sağır, ne körmüşüm," diye geçirdi içinden. "Anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez; yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır. Oysa dünya kitabını ve kendi varlığımın kitabını okumak isteyen ben ne yaptım, önceden var saydığım bir anlam uğruna işaretleri ve harfleri hor gördüm, görüngüler dünyasına yanılsama, dedim; kendi gözümü ve kendi dilimi nasılsa var olmuş değersiz nesneler saydım. Olamaz böyle şey, geride kaldı bu, artık uyandım, gerçekten uyandım ve ancak bugün açtım dünyaya gözlerimi."
Düşünce