Mustafa

Mustafa
@metast
Kesilmiş bir koyunun kasap dükkânındaki manzarası hoşa gitmez, hatta bazılarına iğrenç görünür. Fakat usta bir aşçının elinde nefis bir et yemeği olduğu zaman, dükkändaki manzarasına bakamayanlar bile onu iştahla yer. Aşk da böyledir. Ashında şehvettir yani havvani bir istek. Fakat romantik bir muhayyele onu o kadar süsler ve güzelleştirir ki aşkın ilahi bir duygu olduğuna inanırız. Yüzlerce yıldan beri bu şairane tarifleri dinleye dinleye aşkın insanüstü bir şey olduğunu sanmışızdır. Gerçekte şehvet isteğinden başka bir şey değildir. … Şehvet, hayatın en büyük prensibidir. İnsan neslinin tükenmemesini sağlar. İnsan, akıl ve duygu bakımından çok üstün ve ileri olduğu için bu prensibi de olgunlaştırmış, güzelleştirmiştir. Yiyeceğini, giyecegini, barınacağını güzelleştirdiği gibi. Şehvet, aşk haline geldikten sonra artık insanlar arasında yarış başlamış ve beyinler, muhayyeleler gerçekte olan güzellerle kanmayarak onları icad etmek yoluna girmiştir. Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnün'un Leylẩ’yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır, Bununla beraber aşk lüzumlu bir şeydir. Yaşamayı tatlı bir hale getirdiği, ihtiras olduğu için lüzumludur, ihtiraslar çok defa parlak ve olumlu neticeler doğurur. Siyasette, ilimde, sanatta ihtiras olmasa belki de bugünkü medeniyet olmazdı. Aşk bir nevi anormal duygudur, aşıklar da anormal hastalardır ama ruh hekimliği bakımından her büyük insan da az ok anormal sayılır.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Reklam
Bugünkü okulların birer zeka mezbahası oldukları anlaşılmıştır.
“Allah, Âdem'in örtünmesi için Cennet bahçesindeki ağaçların yapraklarından dört tanesini onunla birlikte indirdi ve onlar da bir süre sonra yeryüzüne düştü. Bu yapraklardan birisini solucanlar yedi ve ondan ipek oldu; ikincisini ceylanlar yedi ve ondan misk hâsıl oldu. Üçüncüsü arılar tarafından yendi ve bal oldu dördüncüsüyse Hint diyarına düştü ve ondan her türlü baharat ortaya çıktı.”
Sayfa 141·Kitabı okudu
Misafir
sana bakarak bütün yüzleri unutmak kendimden ve arap saçı olmuş bir sürü hikâyelerden bıkarak
Sayfa 35·Kitabı okudu
"Kudüs Düştü!"
"Karargahın içinde: "Kudüs düştü!" sözü ölüm haberi gi­bi yayıldı. Daha şimdiden Beyrut'a, Şam'a, Halep'e gözyaş­larımızı hazırlamak lazımdı. Artık yalnız Anadolu'yu ve İstanbul'u düşünüyorduk. İmparatorluğa, onun bütün rüyalarına ve hayallerine, Allaha­ ısmarladık! Zeytindağı'nın çamları arasından, güneşi hiç sönmeye­cek, hiç akşam gölgesi görmeyecek gibi bakan Lut çukuru, şimdi bütün imparatorluğu içine çeken bir mezar gibi, geniş­leyip derinleşiyor. ... Tren giderken iki tarafımızda Suriye ve Lübnan'ı sanki saf­ra gibi boşaltıyoruz. Yarın kendimizi Anadolu köylerinin ara­sında Kudüs'süz, Şam'sız, Lübnan'sız, Beyrut'suz ve Halep'siz, öz can ve öz ocak kaygısına boğulmuş, öyle perişan bulacağız.”
Sayfa 116·Kitabı okudu
Reklam