SPOILER UYARISI: Serinin sonuna dair ağır detaylar içerir!
Yine ve yine bir N. G. Kabal kitabı okudum ve tabii ki şaşırtmayan o malum son: Büyük bir hayal kırıklığı. Epik fantastik olma iddiasıyla yola çıkıp, ucuz bir replika gibi duran bu serinin neden "olmadığını" detaylarıyla anlatıyorum.
Giriş ve Olay Örgüsü
Hikayemiz Nova ile başlıyor. Nova, gerçek dünyada büyükbabası ve arkadaşı Ayzer ile yaşayan, hayatından pek de şikayetçi olmayan bir kız. Ancak büyükbabası teleskoptan bakarken o meşhur "Lordlar vârislerini istiyor" cümlesini kurduğunda, ben zaten ileride öğreneceğimiz o "dahice"(!) plot twisti anlamıştım. Nova dedesini ciddiye almasa da, Ayzer ile gittikleri şenlikte Ayzer’in de bu inanca sahip olduğunu ve kaçırılan Alfinlerin (Elemental dünyasının insanları) geri götürüleceğini öğreniyoruz. Tabii ki ertesi gün kızımız ve arkadaşı Elemental’e götürülüyor ve "epik" olduğu iddia edilen hikayemiz başlıyor.
Dünya İnşası: Klişeler ve Mantık Hataları
Elementler: Ateş, su, hava ve toprak... Yazar keşke biraz kafa yorsaydı. Yıl 2026, hala aynı dört doğa elementini okumaktan sıkılmadık mı? En azından bir elektrik elementi eklenseydi, bu kadar klişe olmazdı.
Vârislik Sistemi: Dört krallık, lordlar ve vârisler var. Anlamadığım şey; vârisler neden sadece kadın olmak zorunda? Cevabı yok. Kan bağı yok; "Gökyüzü" denen fiziksel formu olmayan bir tanrı tarafından krallıkların ihtiyacına göre yoktan var ediliyorlar. Bu sistem tamamen lordlar vârisleriyle romantik etkileşime girebilsin diye kurulmuş, çok zorlama bir kılıf gibi duruyor. (Nitekim kendi lorduyla aşk yaşayan bir vârisimiz de mevcut.)
Büyü ve Savaş: Büyü sistemi çok yüzeysel, bir bedeli yok. Savaş sahneleri ise epik fantastik diyen bir seriye göre inanılmaz yetersiz. Bir harita krokisi bile yok; diyar kafamda asla