Stefan Zweig’in bu öyküsü, varlıklı ve seçkin bir burjuva olan Baron Friedrich M. von R.’nin hayatındaki tekdüzeliği ve duygusal uyuşukluğu anlatıyor. Hayattan artık tat alamayan, her şeyi tatmış ve sıkılmış bir adam olarak başlayan hikâye, bir at yarışı günüyle radikal bir şekilde değişir. Baron, sıradan bir günde ani bir dürtüyle “suç” işler, burjuva ahlakının dışına çıkar ve kendini Viyana’nın alt katmanlarına, gece hayatının en dibine sürükler. Bu olağanüstü gece boyunca korku, heyecan, utanç, haz ve suçluluk gibi duyguları yoğun şekilde yaşar.
Zweig, karakterin iç dünyasını ve ani dönüşümünü ustalıkla betimliyor. Ancak hikâye fazla uzun gelen betimlemeler ve psikolojik çözümlemelerle ilerliyor. Bu da insanı oldukça sıkıyor. Genelde Stefan Zweig kitapları akıcı olur. Ama bu kitap beni çok bunalttı.