Özleyen, özlenen ile ilgili kıskançlıklarını içinden ayıklayabildiği kadarıyla, ancak, özleminin asıl anlamına ulaşabilir — bu da, ona, sevgisinin içinde ‘bencilliğin’ ne ölçüde yer aldığını gösterebilir: çünkü kıskançlık, özlemin —ve, sevginin— bozuk (yani, ben-merkezciliğe dayalı, dolayısıyla tek-yanlı) bir biçimidir.
özlenen özleyene uzamsal olarak çok yakın, ama, o anda, fiili olarak (zamanda) ulaşılmaz olduğunda oluşur-
özlem, sanki genleşir, çeperlerini patlatayazar...
Özlemin yakınlığıdır, asıl çekilmez olan-
Uzakken neyse ne de; yakınken, çekilmez...