Hiçbir şey Lillian'ın kendisini, balkonda bekleyen Juliet değil de, ona ulaşmak için havaya sıçrayan Romeo'ymuş gibi hissetmekten alıkoyamazdı. O sıçramış, Romeo'yu oynamıştı ve bir kadın sıçradığı zaman, yalnızca bir boşluğa düşerdi.
Cinsellik ne zaman o çiçekli başını kaldırsa, Lillian'ın içinden onu koparıvermek geliyordu; aklını karıştırmayı, başına bela olmayı kessin diye. Bir yandan da bütün dünyayı, Djuna'yı, herkesi ayartmak istiyordu. Dudaklarından öpülmek istiyordu, böylece kendini dünyaya daha sıcak, daha ateşli bir biçimde kapatabilecekti.