Herkese selamlar! Umarım hayatınızda her şey yolunda gidiyordur. Malumunuz tam kapanma dönemine girdik ve uzun zamandır pandemi süreciyle boğuştuğumuz için bu kapanmalar da her seferinde bir tık daha zorlaşabiliyor. Fakat biz yine de en önemlisi sağlık diyerek önümüzdeki birkaç günü kitaplar içinde kaybolarak geçirebiliriz. :)
Ben bugün Maksim Gorki’nin “Benim Üniversitelerim” adlı otobiyografik eseriyle karşınızdayım. İncelememi yazmaya hazırlanırken okumuş olduğum kitabın aslında bir üçlemenin (Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken -ya da İnsanlar Arasında-) son kitabı olduğunu gördüm. Anlayacağınız biraz tersten iş yapmış gibi oldum ancak bu okuma seyrimi aşırı derecede olumsuz etkilemedi diye düşünüyorum. Elbette ki Gorki’nin hayatına bütüncül bakabilmek çok daha yerinde düşüncelere sahip olmamı sağlayacaktır. Bu yüzden ilk iki kitabı da temin edip, önce tek tek sonrasında ise toplu bir inceleme hazırlamayı düşünüyorum. Maksadım bir bütüne parçalardan ulaşmak olacak esasında. Hem bu sayede incelemenin uzunluğu sebebiyle kırpmam gereken noktaları tek tek detaylandırmış olacağım için -kendimce- eksiklik bırakmamış olacağım.
İsterseniz ilk olarak kitabın genel özelliklerinden bahsedelim. Yazımın başında belirttiğim gibi otobiyografik bir eser ile karşı karşıyayız. Gorki’nin 1925 yılında tamamladığı bu eser, hayatının 1884 ve 1988 yılları arasında Kazan’da geçirdiği günleri kapsıyor. İçerikle ilgili noktalara değinmeden önce çevirisiyle alakalı birkaç şey söylemek istiyorum. Okulda iki yıldır Rusça eğitimi alıyorum ve bize ders veren hocamız Rusçadan Türkçeye çevrilen eserlerin oldukça hatalı olduğundan bahsetmişti. Söz konusu hata Benim Üniversitelerim’de oldukça dikkatimi çekti ve bu durum akıcılığı da etkilemiş oldu. Açıkçası temeldeki problemin ne olduğunu saptayacak