10/10
·240 syf.··
2026 142. kitabı
Bugün sizlere iş hayatının içinde kaybolmuş, yönünü arayan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitapla geldim: Beyaz Yakanın Dört Mevsimi Bu kitap klasik kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı. “Başarılı olmanın 10 yolu” ya da “liderlik sırları” gibi keskin kurallar sunmuyor. Bunun yerine çalışma hayatının iniş çıkışlarını, insan ilişkilerini, tükenmişliği, yeniden başlamayı ve büyümeyi mevsimler üzerinden samimi bir dille anlatıyor. Okurken en çok hoşuma giden şey, kitabın kendini bir üst perdeden anlatmaması oldu. Sanki kahve molasında bir arkadaşınız size yaşadıklarını anlatıyor gibi hissettiriyor. Özellikle Ikea örneği çok etkileyiciydi. Her sistemin herkese uymayacağını, iş hayatında bazen adapte olmanın ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatıyordu. Bence bu kitap özellikle: İş hayatına yeni başlayacak gençler, Ofis hayatında yorulan beyaz yakalılar, Kariyerinde yönünü sorgulayanlar için güzel bir rehber olabilir. Altını çizmelik cümleleri, kısa ama düşündüren pasajları ve sıcak anlatımıyla okunması keyifli bir kitaptı. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük başarı formülleri değil, “yalnız değilsin” hissidir… Kitapla kalın dostlar
Beyaz Yakanın Dört MevsimiEren Gülsever · Ceres Yayınları · 20263 okunma
Bu Beşinci Mevsimi En Çok Sen Hak Ettin.
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:49
Her insan kendi mevsimini taşır yüreğinde. Yaşanmışlığın getirdiği tecrübe ile beşinci mevsimi sığdırır dünyasına. Kimine yaz kimine kış kimine bahardır hayat. Ve sabredenlerin sonu çiçekli yollardır her zaman. Dua, umut, sabır ile güzel insanların sonu hep bahar olur.
Duygu ve Düşünce
Umudun Beşinci MevsimiSongül Ünsal · Olimpos Yayınları · 20191,978 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 09:30
Babam bir bahçıvandı. Şimdi bir bahçe… Bahçıvan ve Ölüm Kitabı kapattığımda içimde kalan duygu ölüm korkusu değil, eksiklik hissiydi. Bazı kitaplar bir hikâye anlatır; bazılarıysa insanın kendi içine tuttuğu aynaya dönüşür. Bu kitapta sık sık babasız büyümenin bıraktığı boşlukla karşılaştım. Sorulamayan sorular, paylaşılamayan anılar, birlikte yaşanamayan yıllar… Yazarın anlattığı yas, yalnızca kaybedilen bir insanın ardından duyulan özlem değildi. Aynı zamanda yaşanamamış bir geleceğin, kurulamamış bir ilişkinin ve içimizde hep eksik kalan bir yerin hüznüydü. “Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.” Belki de bu yüzden bu cümle içime yerleşti. Hayat devam ediyor, mevsimler geçiyor, ağaçlar meyve veriyor… Ama bazı eksiklikler bizimle birlikte büyümeye devam ediyor. Bu kitabı bir roman olarak değil, bir vedanın ve bir baba özleminin uzun mektubu gibi okudum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·422 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 20:24
Selam arkadaşlar, bugün size @demet_erdogan_official kaleminden #turuncumevsim şiir kitabıyla geldim. Kitap 349 şiirden oluşuyor ve sevgi, aşk, umut, kadın olmak, değişim, mevsimler, emek ve geçmiş gibi birçok temayı işliyor. Şiirlerde yalnızlık, özlem, adalet ve sevgi gibi duygular güçlü bir şekilde hissediliyor. Yalnızca bireysel bir iç ses değil, birçok insanın ortak duygularını yansıtan bir eser olmuş. “Turuncu” rengi ise kitapta değişimi, geçişi ve karanlığın içinden doğan umudu simgeliyor. Şiirlerde sade ama etkileyici bir dil kullanılmış. Bazı dizeler derinden etkilerken bazıları düşündürüyor. Samimi ve duygu yoğunluğu yüksek bir şiir kitabıydı. Şiir severlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum. Benim en sevdiğim şiirlerden biri ise “Omurga” oldu. “Demirci’de yaptırdım Aldım kalbimi Kolay kolay kırılmaz Kolay kolay incinmez Dedim ya Demirci’de yaptırdım kalbimi Çıkarıvereyim Eğer ihtiyaç varsa.” Bu şiirde güçlü görünmeye çalışan ama içinde kırgınlık taşıyan bir ruh hali hissettim. Bunun dışında “Sokak”, “Balkon”, “Ağlamak”, “Papatyalar” ve “Tarla” şiirlerini de çok sevdim. Aslında kitabın tamamını sevdim ama özellikle bu şiirlerde kendimden bir şeyler bulmuş gibi hissettim. Bence siz de bu şiir kitabını okurken hem kendinizden hem de çevrenizdeki insanlardan birçok duygu ve iz bulacaksınız.
Turuncu MevsimDemet Erdoğan · İkinci Adam Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2026 3. kitabı
Zaman nedir? Biz genellikle zamanı saatlere, dakikalara, takvimlere böleriz. Böylece yaşamı düzenlediğimizi düşünürüz. Sabah işe gider, öğle yemek yer, akşam eve döneriz. Günleri, ayları ve yılları sıraya dizeriz. Oysa zaman bizim kurduğumuz bu düzenin içine sığmayacak kadar tuhaf bir şeydir. Çünkü “şimdi” dediğimiz şey bile dile geldiği anda geçmiş olur. İnsan tam bir anı yaşadığını sandığı sırada, o an çoktan ellerinin arasından kayıp gitmiştir. Belki de bu yüzden geçmiş bize çoğu zaman bir düş gibi görünür. Hem bizimdir hem değildir. Kimi anılar öylesine uzaktır ki, hatta acılar bile zamanın içinde toz tutar. İnsan belleği savunma mekanizması geliştirir. Hatırladığımız şeyler bile olduğu gibi kalmaz. Kimi kez dönüşür, eksilir, yeniden yazılır. Çünkü geçmiş artık yaşayan bir şey değil, donmuş bir nesnedir. Tam da bu nedenle, kimi zaman insanın içine garip bir duygu çöker. “Acaba gerçekten yaşandı mı bunları?” der. Geçmiş bazen bir film karesi gibi gelir. Varmış ama artık dokunulamıyormuş gibi. Yaşanırken sıradan olan şeyler, bittikten sonra bir ağırlık kazanır. Çünkü insan yaşarken çoğu zaman anın ayrımında değildir. O sırada yalnızca olaylar birbirini izler, günler akar, insanlar konuşur, yollar yürünür, mevsimler değişir. Fakat ne zaman ki o an sona erer, işte o zaman geriye yalnızca donmuş bir görüntü kalır. Belki de bu yüzden yaşamak ile anlatmak arasında büyük bir ayrım vardır. Yaşarken anın içinde kayboluruz. Anlatırken ise o anı doldururuz. Yaşarken sıradan görünen şeyler, anlatırken anlam kazanır. Çünkü anlatmak, geçmişe sonradan anlam vermektir. Ben bütün bunları, Sartre’nin Bulantı romanını okurken düşünüyorum. Çünkü Sartre, zamanı doğrusal bir çizgi gibi ele almaz. Geçmiş, şimdi ve gelecek onun anlatısında birbirine karışır. İnsan belleği gibi… Bir
Edebiyat
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:30
Merhaba sevgili okur, Yine ve yeniden Selçuk Baran’la geldim. Pek sevdim kalemini, vazgeçilmezim oldu. Seçkiye adını veren Anaların Hakkı, dokuz kısa öyküden oluşuyor. Sevgili Baran bize pastoral tatta etkileyici hikayeler anlatıyor. Hele çiçeklerden bahsederken söylediği “kahkaha çiçekleri bunlar” sözüyle bir kere daha gönlümü fethetti. Ölümden, yaşamdan, sevgiden ve insana dair birçok duygudan bahsederken bambaşka bir his bırakıyor okurda. Bazı durumlar için, nüktedan bir üslupla kullandığı “Aristokrat” diyişini sevdim, artık ben de kullanacağım. Öykülerden kısaca bahsedeyim, çok fazla ipucu yok ancak spoiler sevmeyen bakmasın efenim. Çardak: İmalar gölgesinde su yüzüne çıkan ve zaten farkında olunan bir gerçeğin hesaplaşması. Görmezden gelişin hikayesi. Evlilik denen şey ne menem şey, anlayan beri gelsin a dostlar. Mısırlar: Mevsimler değişirken değişmeyen küçük kasaba hayatını yaşayan Nuran’ın kendini sıkışmış hissettiği bu tekdüzelikten çıkarma umudu ve vazgeçişinin sade anlatımı. Yetinme duygusunun ve kaderini kabullenmenin verdiği hafifleme hissini hissettiriyor. Dükkânın Önü: Bu öykü, başkalarının hayatını hiç merak etmemiş olan tuhafiyeci Mehmet Börtlü’nün iç dünyasına kısa bir yolculuk yaptırıyor. Emekli: Emekli Saffet Bey’le birlikte emekliliği ve varoluşu düşündüğüm bir hikayeydi. İnsan bir işe yaramadığında nasıl görünmez olur Saffet Bey’le birlikte derinden hissettim. Bahçede: Hasta bir adamın son mevsiminin hikayesi. Saklı kalmış umutların, öğretildiği gibi yaşanan hayatın ve artık başlangıcın da sonucun da öneminin kalmadığı son demin anlatısı. Etkileyiciydi. Bu hikayeyle eskiden yaptığım bir alışkanlığımı hatıladım. Herhangi bir kitabın herhangi bir sayfasını açıp okumak. Başsız, sonsuz, öylesine… Kayalık Yoncaları: Masallarda bile olmaya bir
Anaların HakkıSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020502 okunma