9/10
·456 syf.··
2025 64. kitabı
Canım yazarım Michael Connelly’nin “kesinlikle okunmalı” dediği bir kitaba yüz çevirirsem büyük ihtimalle çarpılırdım. Serinin ikinci kitabında, Ruhlar Mahkemesi’nde öğrendiğimiz anomalilere ve aydınlanmalara ilaveten, tanıdığımız karakterlerin farklı maceralarına konuk oluyoruz. Sonuncu Penitenziere rahibi Marcus, ona iletilen talimatlar doğrultusunda yine azılı katillerin peşine düşüyor. Ama bu kez yalnız değil. Her zaman isabetli fikirler yürüten, anomalileri herkesten önce fark eden rahip, bu defa suçluları koruyan karanlık güçleri öngöremiyor. Bu da onun soruşturmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda denklemine yeni problemler ekliyor. Sandra yine içine çekileceği karanlıktan habersiz, olay yeri fotoğrafçısı olarak işine devam ediyor. Roma’nın altını üstüne getiren vaka sayesinde Sandra’yla Marcus’un yolu tekrar kesişiyor. Ayrıca Komiser Moro’da kendi yöntemleriyle birlikte işlenen vahşi cinayetlerin izini sürüyor. Merkezine kötücül bir vakayı yerleştiren kurgu, kitaptaki karakterleri yörüngesinde hızla döndürüyor. Her birinin bulduğu ipuçları, izledikleri yollar, çözümlemeleri ve sınanmaları birbirlerinden farklı. Dolayısıyla karşımıza Ruhlar Mahkemesi’nde olduğu gibi aksiyonu bitmeyen, çok katmanlı bir olay örgüsü çıkıyor. Yine yazar, sistematik olarak sanat tarihini ve dini esas alarak; kilise kanunlarını, ayinleri, ritüelleri, İsa’nın şehitliğini ve tanrı bilimini farklı perspektiflerden sunuyor. Bana göre bu felsefi bakış açısı, yazarın pragmatizme olan ilgisinden kaynaklanıyor. Cümleleri sorgulatıcı ve eleştirel olmanın yanı sıra, kendi içinde baskın bir netlikte barındırıyor. Neyse, bu başka bir günün konusu. Şu saatlerde üçüncü kitabı da bitirmek üzereyiz. Marcus ve Sandra serisinin, polisiye haricinde özellikle teoloji, tarih ve sanat severleri
Karanlık AvcısıDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202185 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 38. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2025 13:19
Saçmalıklar Çağı kitabında atıfta bulunan kitapları yapay zeka ile derledim ilgililer için burada da paylaşıyorum. 1. Felsefi ve Psikolojik Kaynaklar 1. Arthur Schopenhauer – Mutlu Olma Sanatı 2. Friedrich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt 3. Friedrich Nietzsche – İyinin ve Kötünün Ötesinde 4. Jean-Paul Sartre – Varoluşçuluk Bir Hümanizmdir 5. Albert Camus – Sisyphos Söyleni 6. Albert Camus – İsyan Eden İnsan 7. Epiktetos – Düşünceler ve Sohbetler 8. Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler 9. Sigmund Freud – Uygarlığın Huzursuzluğu 10. Carl Gustav Jung – İnsan ve Sembol 11. Erich Fromm – Sahip Olmak ya da Olmak 12. Christopher Lasch – Narsisizm Kültürü 13. Daniel Kahneman – Hızlı ve Yavaş Düşünme ⸻ 2. Edebiyat ve Absürdizm 14. William Shakespeare – Hamlet 15. Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken 16. Franz Kafka – Şato 17. Franz Kafka – Dava 18. Franz Kafka – Dönüşüm 19. Fyodor Dostoyevski – Yeraltından Notlar 20. Fyodor Dostoyevski – Suç ve Ceza 21. James Joyce – Ulysses 22. Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde 23. George Orwell – 1984
1000Kitap
Saçmalıklar ÇağıMichael Foley · Domingo Yayınevi · 2019359 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Babalar ve Oğulları
Puan vermedi·211 syf.··
2024 66. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:05
Kırmızı Saçlı Kadın Spoiler içeriyor olabilir. Türümüzün bazı gündemleri var bence, zamanı aşan aşmakla kalmayıp gündelik hayatımıza nüfuz da edebilmiş konuları. Evrensellik ve kalıcılık dediğimiz şey de bu sanırım. Bu olgular o kadar güçlü ki güce karşı teslim olma içgüdümüz bizi onlardan bi’ türlü kopartamıyor ve tekrar yaratımı sürekli güncel tutuyor. Ölüm, doğum, aşk, yalnızlık; kelimelerden ibaret değil hiçbirimiz için. Baba ve oğul kültü de dahil bu olgulara. Kırmızı Saçlı Kadın romanı son kült üzerine inşa edilmiş olsa da diğer evrensel unsurları satır aralarına sıkça yedirmiş bence. Erkekler için fazlasıyla gerçekçi olan bu tema kadınlar için de gayet kalıcı. Hem bu ilişkiyi anlamlandırmakta zorlanmadıklarından hem de bu çatışmanın pasif de olsa aktörü olmaya binlerce yıldır devam ettiklerinden olması muhtemel. Kitabı okumaya başladığım “aslında yazar olmak istiyordum.”dan bitiş cümlesi “Unutma, aslında baban da yazar olmak istemişti.”ye kadar FREUD’un odipal kompleks tespitinden kendimi alamadım. Bu kavramı ortaya attığı yıllarda büyük tartışmalara yol açan fikir, günümüze kadar ciddi bi’ psikolojik analiz halini aldı ve varlığını sürdürüyor. Çünkü bir fiksasyon/çatışma olarak dizayn ettiği bu iki kelime aslında insanlık tarihiyle özdeş bi’ bağıntıyı tekrar gün yüzüne çıkarmış, bu defa bilimsel önlükten zihinlerimize bi’ pencere açarak bence. İsmini bir efsane sayılan Kral Oedipus’un hikâyesinden alan bu terim insanlık olarak yaşamakla kalmayıp yaşattığımız birçok sanatsal eserde altyapı olarak kendine yer bulmuştur aslında. Orhan PAMUK’un bu eserini; insanlığın yok oluşuna kadar sürecek o “efsane” aşk duygusuna paralel olarak baba-oğul realitesini Doğu’dan Firdevsi’ye Batı’dan Sophokles’e atıf yaparak(yoğun şekilde) ne Doğu ne Batı olan bu coğrafyadan tekrar gözümüzün
1000Kitap
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma