Sessizce uzaklaşmak, aslında karşı tarafın iletişim kapasitesine bağlıdır.
“Şuna kırıldım” dediğiniz an o beklenen sağlıklı yüzleşme genellikle yaşanmaz. Karşı taraf savunmaya geçer. “Sen kafanda kuruyorsun, gereksiz alıngansın” denilerek ihale yine size kalabilir.
Tavrınızdaki bariz değişimi fark edip “Bir sorun mu var, sana bir yanlış mı yaptım?” bile diyemeyen sığlıktaki insana dert anlatmak zihinsel israftır. Kırgınlığı kelimelere dökmek ciddi bir samimiyet, özel bir çaba gerektirir. Herkes o duygusal mesaiyi hak etmez.
İşin kişinin kendisine zarar veren tek boyutu, içinizde biriken öfke olabilir. Sırf çatışmadan kaçınmak için yutulan, hasıraltı edilen her ufak tefek kırgınlık zamanla birikir. Gün gelir, incir çekirdeğini doldurmayacak küçücük bir olaya akılalmaz bir tepki verirsiniz. Sonuçta sonuna kadar haklı olduğunuz bir denklemde, ufacık şeye kriz geçiren dengesiz insan konumuna düşersiniz.
Sana alan açılmayan, duygularının önemsenmediği yerde daha fazla enerji harcamaya da gerek yok diye düşünüyorum.