İnsanlık onuru ülkenin olduğu gibi eğitimin de bir sorunudur. Benden olmayanın, benim gibi düşünmeyenin, beni eleştirenin, benim kabullerimi kabul olarak görmeyenin benim yanımda yeri yok anlayışı ne yazık ki okullarda da hissediliyor. Her birey eşittir ve aynı haklara sahiptir. Biz eğitimciler, sınıflarda her bir bireyin değerli olduğunu, öğrencilere gösterdiğimiz adil yaklaşım ve saygıyla sağlayabiliriz. Her bir öğrencisine aynı şekilde saygı ve sevgi gösteren öğretmenlerin öğrencileri bu yaklaşımla büyüdüklerinde kendisi gibi düşünmeyene de saygı göstereceklerdir.
Evrensel değerlerden benim için en değerlisi sevgi. Sevgiden yoksun çocuklar eksik büyüyor, bir yanları sevgisiz çocukların nefretle beslenmeleri daha kolay oluyor. Sevgiyi yeşertecek ise biz eğitimcilerden başkası olmayacak
Bu insanların çocuğuydu Necip. 26 yaşında kaygı bozukluğu yaşayan, yalnızlıktan mustarip bir hırsızdı. Ailesiyle geçirdiği yıllar ona itimat etmemeyi, affetmemeyi, merhamet göstermemeyi, insanları kategorize etmeyi, duygularını korumak için tedbirli olmayı öğretmişti. Ailesinden aldığı bu temel eğitim müfredatının eksik bıraktığı merhameti, dinlemeyi, spekülasyon yapmak yerine anlamaya çalışmayı, empati kurmayı, iletişim kurarak çatışma çözümlemeyi kendi başına öğrenmesi gerekmişti.
Pek iyi bir iş çıkaramamıştı Necip. Çıkaramazdı da zaten. Nadiren yaşanırdı bu tip zaferler. Güneydoğu'da bir köy çocuğu misal... Bilgisayar görmemiş olmasına rağmen sadece okuduğu kitapların verdiği bilgiyle sağlık sisteminde çığır açacak bir aplikasyon geliştirebilirdi, evet, Nadiren... Nadiren yaşanır bu tip zaferler.
Herkesin başarılı olduğu, tutkulu olduğu ve mecbur kaldığı şeyler vardır. İnsanlar başarılı oldukları işleri otomatikman, tutkulu oldukları işleri vakit buldukça ve mecbur kaldıkları işleri daima, sevmeden ve gönülsüzce yaparlardı.
"Ne kadar zekisin Güneş! Keşke zekânı kendinden büyük organizmalara yapışıp onların hayatlarından beslenen bir asalak gibi kullanmak yerine kendi hayallerini gerçekleştirmek için kullansan.."