7/10
·272 syf.·
2026 75. kitabı
Bütün savaşlarda hep aynı şey olur; askerler savaşır, gazeteciler şamata koparır; o milliyetçi nutuklar atanların hiçbiri kısacık propaganda gezileri dışında cephedeki siperlerin yanından bile geçmez. Selam Olsun Katalonya'ya, 1936 yılından beri yazdığı her satırı demokratik sosyalist düşüncesi için yazdığını söyleyen George Orwell'in ya da Eric Arthur Blair demeliyiz, İspanya İçsavaşı’nda bir milis olarak çarpışma deneyimlerini anlattığı bir tanıklık, deneme. Savaşa dair izlenimlerini bir gazete için kaleme alma düşüncesiyle 1936 sonunda Barcelona’ya gelen Orwell, General Franco'nun zulmüne karşı bir araya gelen İspanyolların ve dünya vatandaşlarının arasına katılır. Cumhuriyetçilerin yanında Aragón Cephesi'nde savaşır, Barcelona'da Mayıs olaylarına bizzat şahit olur ve Huesca’da yaralanana kadar siperlerden ayrılmaz. 1984'te ve Hayvan Çiftliginde totaliter rejimlerin ve tek adamların çorak dünyasını hikâye eden Orwell, vicdanının, entelektüel ve siyasi düşüncesinin şekillendiği bir dönemi anlatıyor. Selam Olsun Katalonya'ya, 20. yüzyılın seyrini değiştirmiş olsa da neredeyse tamamen unutulmuş bir savaşa ve modern siyasete dair eşi olmayan bir belge.
Selam Olsun Katalonya’yaGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,906 okunma
Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş
Puan vermedi·430 syf.··
2026 6. kitabı
Meryem, Celil ve Nana'nın kızıdır. Celil zengin ve güçlü bir adamdır. Nana onun hizmetçisiyken ondan hamile kalır. Adamın başka üç meşru karısı ve dokuz çocuğu vardır. Nana, kızına "Haramî" deyip sürekli acımasızca eleştirir ve dışlar ama kızını haftada bir gün gören Celil ona güzel davranır. Nana hamile kalmış ve evden uzaklaştırılmıştır, kendisi için mücadele etmemesi sebebiyle Celil'e kızgındır. Nana daha sonra başkasıyla evlenecek olur ancak yazarın "cin girmesi" diyerek ironize ettiği epilepsi krizleri geçirir. Molla Feyzullah isimli çok sevdiği yaşlı bir Kur'an hocası vardır. Sonrasında darbe olur ve şah devrilir. Bir gün Meryem Celil'in Herat'taki evine gider ve oradakilere onun kızı olduğunu söyler. Celil kapıya çıkmaz, Celil'in şoförü Meryem'e kendisini eve götürmeyi teklif etse de reddeder ve beklemeye devam eder. Geceyi orada geçirir, eve de girmeye çalışır ancak beceremez. Annesi hep oraya giderse aşağılanacağını söylemiş ancak Meryem dinlememiştir, burada gururu kırılır. Döndüğünde ise Nana'nın kendini astığını görür. Sonra alınmadığı eve Celil'in yanına normal bir şekilde alınır ancak tabi ki kızın bütün hayatı alt üst olmuştur. Burada mutsuz bir hayat sürerken üvey anneleri 15 yaşındaki kızın bir talibi olduğunu söylerler. Meryem diretse de nikahını kıyarlar. Kocasının adı Raşit'tir ve uzun, göbekli, sigara içen, pis kokan bir adamdır. Meryem ayrılırken babasına çok sitem eder ve bir daha seni görmek istemiyorum der. İlk başta kıza cinsellik açısından zaman veren Raşit bir hafta sonra aklına geldikçe karnına kramplar giren kıza artık zamanının geldiğini söyler. Raşit dinci bir adamdır ve kadının bir ters bakışının bile problem olduğunu, başı açık kadınların kocalarının adam olmadığını düşünmektedir. Ona giymesi için bir burka verir ve giyince önünü
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tamamlanmamış Yorumdur. Birkaç ayrı zamanda sona ulaşacaktır.
Puan vermedi·%22 (75/336 syf.)·
İlk İzlenim Daha 40. sayfadayım. Bir İngiliz gözünden bir İspanya Milis gücünün (ordu demelik bir şey, Orwell gibi ben de göremedim) değerlendirmesini, bu güce bambaşka bir düşünceyle katılmış bir adamın gözlerinden 1930lu yılların ikinci yarısında dünya, savaş, sosyal ve ekonomik durumu okumak... çok enteresan bir deneyim.
Katalonya'ya SelamGeorge Orwell · Ren Kitap · 20241,906 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 121. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
"KİMSESİZLER COĞRAFYASI" "Hayat, bazıları için hep böyleydi: "Başıma gelse ölürüm," dediğin her şey bir bir başına gelir, yine de ölmezdin. Bu da altın vuruşu olurdu yaşamın. Nefes aldığın sürece devam ettiğini hatırlatırdı sana. Hırslanırdın sen de. "Alacağım var hayattan," derdin ve bu duygu tutardı seni ayakta. Gardını alır, mücadeleye girişirdin, sadece insanca yaşamak için." 6 Şubat: Bir Sabahın Hüznü O sabah uyandığımızda, dünya henüz karanlıktı. Saat 04.17. Çoğumuz evimizde, yatağımızda, sıcacık yorganımızın altındaydık. Belki rüya görüyorduk. Belki sabah ezanını bekliyorduk. Belki de bir bebek yeni uyumuştu, annesi sessizce onu kucaklıyordu. Sonra yer sarsıldı. Sadece toprak değil, yüzyıllardır oralarda duran taşlar, minareler, okullar, hastaneler. Ve insanlar. On binlerce insan. Hepsi aynı anda sarsıldı. Günler geçti. Saatler değil, yüzyıllar gibi uzayan günler. Enkazdan kurtulanlar oldu. Ama kurtulamayanlar... Onlar artık toprağın altındaydı. Ya da toprağın altında kalmış bir evin, bir umudun, bir masalın altında. Ve soğuk. O kadar soğuk ki... İnsan önce enkazdan kurtulmak, sonra da donmamak için savaştı. Kar yağdı. Üstüne yağdı. Belki de gökyüzü ağlıyordu. Kaybettiklerimiz sadece bina değildi. Kaybettiklerimiz, anılardı. Babaların omzunda uyuyan çocuklar. Annelerin kokusu. Düğünlerde oynanan halaylar. Bayram sabahları. Kapı çaldığında “Hoş geldin” dediğimiz komşular. Mahallenin bakkalı. Parktaki salıncak. Okulun bahçesindeki çınar ağacı. Hepsini birden kaybettik. 6 Şubat sabahı. Alarmlar değil, gelen bir haber sarsar anlatıcının dünyasını. Hatay. Enkaz. Bekleyiş. Ve o sessizliğin içinde bir adam: Ali. Bu cümlelerle başlıyor Her Şey Yıkıldığında Geriye Ne Kalır? – ve daha ilk sayfadan anlıyoruz ki bu sıradan bir deprem romanı değil. Bu, iki yasın, iki
Edebiyat
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026110 okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2026 39. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:12
öncelikle hepimizin Türkçülük Günü kutlu olsun. Asırlardır verdikleri mücadeleler ile yüce milletimizin adını bugünlere getiren tüm kahramanlarımızın ruhu şad, mekanları cennet olsun. sonralıkla: youtube.com/shorts/gJKszTJsOIg bu videodaki küfre, malum terör takımı ve destekçileri ile geçen sene bugün Türkçülük gününde geberip giden p.çi de dahil etmeyi unutmayalım. Maalesef ki bundan yaklaşık on sene önce çöpe giden çözüm dönemi zırvaları iki sene önce tekrardan ortaya saçıldı. Aklı başında her Türk -hatta her insan- evladı bunun saçma sapan bir süreç olduğunu, sonucunun tamamen Türk devletine ve milletine zarar vereceğini; karşı tarafın da tamamen zararsız çıkmayacağının, hatta ilk çözüm süreci gibi daha çok zarar göreceğinin farkında. Ancak maalesef bu saçma sapan süreç bugünleri gördü ve terörist bir takımın ittirilerek buralara getirildiğini, sözde büyükler olarak anılan kulüplerin nasıl onlar için mesajlar yayınladıklarını gördük. Gerçi apoya umut diyenleri, apo meclise gelsin diyenleri, ayn el arapta suriye ordusu sdg güçlerinin içinden geçerken onlara yer verin diye zırlayan 'devlet' büyüklerini gördük buna mı şaşıralım? Tabi bu büyükler kendi fikirleri, düşünceleri ile hareket edecek kadar büyümemiş olduklarından yüz sene öncesinin hatırlatıcısı oldular. Tıpkı bugün gibi dün de dış destekle yürütülmeye çalışılan bir ırk ve onu yürütmeye çalışan, buna zorlayan emperyal güçler vardı. Ne tesadüf ki bunlar nerdeyse aynılar ve nerdeyse aynı amaçları güdüyorlar. Olayların en başı 1500lü yıllara dayanıyor. Yavuz Sultan Selim babası Beyazıd'a darbe yaparak tahtı ele geçiriyor. Beyazıd askeri ve siyasi açılardan ne babası Fatih, ne kardeşi Cem Sultan, ne oğlu Yavuz, ne torunu Kanuni'ye benziyor. Daha çok evliya padişah gibi lakaplarla anılan bir
10/10
·408 syf.·
2026 66. kitabı
Rıdvan ofisine gelen, tuhaf mektuplar almaya başlar. Suad ve Behiye kardeşlerin 60’lı yıllarda birbirlerine yazdıkları hasret ve sitem dolu mektuplar. 1933 yılı, cumhuriyet, kadını yeniden şekillendirirken bir konakta büyüyen bu iki kız kardeşten Behiye eve gelen aile dostu Franz ile kaçıp gider. Suad işte bu kayıp yıllara, kardeşi gittikten sonraki yalnızlık ve hastalıklarına sitem eder. Çünkü o da aynı adama âşıktı..Birbirlerinden özür dileyip o kayıp yıllarda neler yaptıklarını anlatmaya başlarlar yazarak. Hem 10. yılı coşkusuyla parlayan cumhuriyet yıllarına uzanırız, konaktaki ve toplumdaki değişimleri okuruz, Berlin’e göçüp giden Behiye’nin Avrupa rüyasına şahitlik ederiz hem de Rıdvan’ın bu iki kızkardeşin hayatlarındaki yerini düşünmeye başlarız. Nermin Yıldırım yine İspanya’ya götürür bizi (: İspanyol şairlerin şiirleriyle Suad’ın avunduğu günler ile. Suad kızkardeşi gidince Eliz isimli arkadaşıyla geçirir günlerini. Sağır ve dilsiz fakat dünyalar güzeli bu kızla hayata döner adeta. Ta ki yakın arkadaşları Nevzat, Elize aşkını itiraf için Suad’dan yardım isteyene kadar. Elizi deli gibi sevip kıskandığını işte o gün anlar.. İspanya iç savaşına gider sonra Behiye ve Franz da. Haber muhabiri olarak. Bombalanan Guernica kasabasına, Picasso’nun meşhur tablosuna değinir. Dersim’i bombalayan Sabiha Hanım’a gönderme yapar hatta bu iç savaşta halka bombalar yağdıran uçaklarla.. George Orwell ile ilgili tuhaf şeyler öğrendim. Eric Blair, daha çok bilinen adıyla George Orwell, İngiliz bir yazar ve gazetecidir. İspanya İç Savaşı’nda o da çıkar Behiye’nin karşısına. Gerçek olayları yazar mektubunda. Spanish Civil War sırasında Orwell sadece izleyen biri olmadı—bizzat savaşa katıldı. • 1936’da İspanya’ya gitti • Faşizme karşı savaşmak için gönüllü oldu • POUM adlı (Marksist ama
Saklı Bahçeler HaritasıNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,024 okunma