Netice itibariyle işgaller karşısında Türk Milletinin ortaya koyduğu mücadele zamanla güçlenince, gerek İtilâf Devletleri, gerekse İstanbul hükümetleri bu mücadelenin taraftarlarına karşı radikal tedbirlere yönelmişledir. Bu çerçevede millî kuvvetler aleyhine fetva yayımlanmış, onları ortadan kaldırmak için Kuva-yı İnzibatiye adıyla askeri bir birlik oluşturmuştur. Ayrıca Kuvâ-yı Milliyeye katılanları millet nezdinde küçük düşürmek ve onları desteklemekten vazgeçirmek için, asker-sivil tüm milliyetçilere Divân-ı Harb-i Örfî mahkemesi tarafından idam dahil çeşitli cezalar verilmiştir. İdam kararı verilenler arasında; Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuad Cebesoy, İsmet İnönü, Rauf Orbay, Fevzi Çakmak gibi kişiler vardır.
İşte bu işgal ve istilâya karşı Türk Milletinin ortaya koyduğu Millî Mücadeleyi engellemek ve mümkün olursa ortadan kaldırmak için yoğun bir çaba harcayan kişilerden birisi, 16 Aralık 1918 tarihinde İstanbul’da olağanüstü askerî bir mahkeme olarak kurulan Divân-ı Harb-i Örfîde önce üye sonra da başkanlık görevinde bulunan Süleymaniyeli Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Paşa’dır. Sahip olduğu hukuk gücünü Kuvâ-yı Milliyecilere karşı idam ve diğer ağır cezaları vererek kullanan Mustafa Paşa, arşiv belgelerinde ve dönemi anlatan diğer kaynaklarda Süleymaniyeli olması sebebiyle “Kürt Mustafa Paşa” olarak yer almıştır. Ayrıca, gerek Ermeni tehciri davalarında gerekse Millî Mücadele davalarında hukuku hiçe sayması ve sanıklara karşı son derece sert ve kasıtlı davranması yüzünden “Nemrut Mustafa Paşa” diye de şöhret bulmuştur.