Bu kitabı okumadan büyümemeli hiçbir çocuk!
10/10
·152 syf.··
2025 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 08:46
“Diyarın birinde göğsü kınalı bir serçe varmış. Ne zaman gök gürlese yere yatar ve ayaklarını gökyüzüne doğru kaldırırmış. Bir değil, iki değil, üç değil… Bir gün göğsü kınalı serçeye sormuşlar, “Neden böyle yaparsın?” diye; Demiş ki kınalı serçe…” Topkapı Sarayı’na gittiniz mi hiç? 360tr.com/topkapi-sarayi-... Onu görme, gezme şansınız oldu mu? On sekiz binden fazla el yazması kitap… Peki, orada yaşamak ister miydiniz? Tarihin akışının orada devam ettiği anda, orada büyümek, Osmanlı İstanbul’una orada şahitlik etmek, Osmanlı saray hayatını tanımak, Milli mücadele yıllarını, değişen toplumu, yeşeren ümitleri, Cumhuriyetin kuruluş heyecanını oradan görebilmek… Ne büyük talih değil mi? Ya da ne büyük talihsizlik… Hayata baktığın pencere öyle önemli ki! Bazen şehzade olarak doğamazsın, ama şamaroğlanı olarak yaşadığın hayatı şehzade olsan yaşayamazsın. “Sevenim çok ama kimse sarılmanın ne olduğunu bilmiyor.” “Ömür boyu sorumlusun, gönül bağı kurduğun her şeyden,” der Küçük Prens, “gönül bağı” ne kadar önemli değil mi? Kan bağındaki zorunluluk yok ama gönlünle bağlanmışsın bir kere kaçışı da yok. “Gözlerimin içine baktı, bir süre sustu, sonra Seni benden alacaklar diye korktum,” dedi. Kimsesi olmayan bir Lala’nın şehzadeden çok bağlandığı, çocuğu bildiği şamaroğlanına bağı bazen gönül bağı, ya da bir şamaroğlanının evi bildiği, vatanı bildiği, herkes gitse de bırakıp gidemediği Topkapı Sarayı’na bağlılığı, “Sonra herkes gitti. Biz bir avuç insan kaldık Topkapı Sarayı’nda. Bir avuç insan ve eşyalar ve anılar ve tarih ve gökyüzü…” Herkes gider, sen gidemezsin bazen. “Bazı insanlar kopamaz kök saldığı topraklardan... Dedem öldü, ninemi alıp getiremedik mesela evimize.” Gidebilmiş miydi Gazap Üzümleri'nde Joad Dede. Gitmek ölüm
Kınalı Serçeİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20251,788 okunma
Vasat Altı
3/10
·480 syf.··
2022 7. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 07:48
Ciddi bir kitap beklerdim. Ancak TV programlarındaki konuşmalar yazıya geçirilmiş gibi. Hayal kırıklığına uğradım. 1. Konu bütünlüğü çerçevesinde bir anlatım yok. Örneğin sayfa 379 da "Atatürk ve Din" altında "... yenilikleri reddeden insanlar da olabilir, bunlar Rusya tarihinde dün vardı bugün de var; Büyük Petro'yu kabullenemediler ..." Rusya ne alaka? Büyük Petro kim? Ne alaka? 2. Günlük olaylara fazlaca giriyor. Ama dengesiz ve ne zaman girip ne zaman çıktığı belli değil. 3. Çok fazla isimden ve terimden bahsediyor. Gereksiz bilgi. (sayfa 277 "Şükrü Kaya ile İsmet Paşayı iş birliği yapar diye düşünmek, Kruşçev ile Kennedy'yi General de Gaulle'e karşı birleştirmekten daha da gülünçtür") Tarihte birden fazla Kruşçev olabilir ya da gelecekte olabilir. Arka planda hiç bilgi vermeden pat diye birinden bahsetmesi ciddiyetten ve konu bütünlüğünden uzak. 4. Halkın cahilliğinden ya da bişeylerin düzgün yapılmadığından çok yakınıyor (sayfa 239, "İddia sahipleri boş konuşmadan evvel gazete taramalı, yerli ve yabancı dergilere ve raporlara bakmalıdır") 5. Sürekli Atatürk'ün askeri dehasında bahsediyor ama pek somut örnekler yok. Ne yaptı mesela gemileri karadan mı yürüttü? Halkın anlayabileceği örnekler vermeli. Burada ricat (geri çekilme) taktiğinden, ileri vizyonlu olmasından biraz bahsediyor ancak yine de yetersiz. 6. Çok önemli bazı meseleleri çok sığca geçip, çok önemsiz meseleleri detaylıca anlatıyor. İstanbul ve Trakya nasıl savaşsız kurtarıldı, Atatürk ve İslam, laiklik, ezanın Türkçe olması, Musul'un nasıl elden çıktığı gibi konular çok sığ. Mesela "Atatürk ve arkeoloji" diyip Atatürk'ten kopuyor, arkeolojiye dalıyor. Hayrullah Örs bey kendini Türkiye Müzeleri genel müdürlüğünden Topkapı müdürlüğe tayin etmiş. Gereksiz detay bilgiler. 7. İnce ve detaylı
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma