Puan vermedi·127 syf.··
2026 41. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:37
Kirman Selçukluları (1048/1187) hakkında genel bilgileri haiz,faydalı bir çalışma. Eserin sonunda yer alan kaynakça bölümü,Selçuklu tarihini merak edenler için ayrı bir güzellik. Bu küçük hacimli kitapta bunca çalışmadan yararlanılmış olması bile kitaba başka bir değer katıyor. Çağrı Bey’in büyük oğlu olduğu-küçüğü Sultan Alp Arslan- düşünülen Kara Arslan Kavurd ile başlayan Kirman Selçukluları tarihi,gerek iç karışıklıklar gerek taht mücadeleleri gerek Oğuz saldırıları neticesinde Behramşah’ın oğlu Muhammedşah ile sona erer. Eserin son bölümünde yer alan fotoğraflar,dönemin mimari özelliklerini yansıtması yanında Selçukluların İslam medeniyetine kattığı güzellikleri yansıtmasıyla da kayda değerdir.
Kirman SelçuklularıAli Öngül · Çamlıca Basım Yayın · 201723 okunma
9/10
·288 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:40
Bitmek bilmeyen uzun cümlelere sahip bir kitap ama edebi yönden de bir o kadar okuması zevkli. Austerlitz kendini, geçmişini arayan birisi; içinde yaşadığı ve anlamlandıramadığı boşluk hissini, çocukluğunu geçirdiği ve kendisine bakıcılık yapan kişilerin yanından ayrıldıktan sonra anlamaya başlıyor. Geçmişinin izlerini Avrupa'nın birçok kentini gezerek mimarisini (kendisi sanat tarihi ve mimarisi üzerine eğitim alıyor) inceleyerek bulmaya çalışıyor ve bu sırada gördüklerini kitabın isimsiz anlatıcısına aktarıyor. Zaten ikisinin tanışması da yine böyle bir mimari inceleme sırasında oluyor. Farklı zamanlarda buluşup gördüklerimi anlatıyor Austerlitz, anne babasının akıbetini, adının nerden geldiğini, nasıl bakıcı aileye geldiğinin izlerini sürüyor.Zamanda ileri geri giderek anlatılanlardan birçok olay birbirine bağlanıyor. Beni en çok etkileyen uzun ama çok güzel yazılmış cümlelerdi.Çevirisinin zorluğunu düşündüm ve çok beğendim.
AusterlitzW. G. Sebald · Can Yayınları · 2024145 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Benim Merceğimden Steen Eiler Rasmussen’in Yaşanan Mimarisi.
9/10
·248 syf.··
2026 227. kitabı
​Rasmussen bu kitabı yazarken, mimariyi sadece profesyonellerin anladığı o kuru, teknik dilden kurtarmak istemişti. Bu yönüyle takdiri hak ediyor. Ancak kitaba senin pencerenden, edebiyatın, kelimelerin estetiğinin ve zamansız bir zevk anlayışının hüküm sürdüğü o yerden baktığımızda, eserin parlayan yönleri kadar gölgede kalan köşeleri de çok net bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. ​1. BANA GÖRE NE FAZLA? (Rasmussen'in Abarttığı ve Beni Sıkan Sınırlar) ​Bir kitabı okurken, yazarın sürekli aynı noktaya parmak basması veya kendi doğrularını tek mutlak gerçekmiş gibi sunması ruhu daraltır. Rasmussen’in metninde "fazla" bulduğum, törpülenmesi gereken yerler şunlar: ​Didaktik ve Kuralcı Modernizm Israrı ​Rasmussen, 1950’lerin o işlevselci, "az çoktur" diyen modern mimarlık rüzgarına kendini biraz fazla kaptırmış. Süslemeyi, detaylardaki o yaşanmışlık hissini veya geçmişin o ağırbaşlı, hikayesi olan detaylarını bazen sadece "fonksiyonel değil" diye eleştiriyor ya da görmezden geliyor. ​Benim Eleştirim: Tasarımda sadelik ve dürüst malzeme kullanımı (örneğin ham ahşabın, taşın dokusu) elbette asildir. Ancak mimari sadece bir işlev alanı değildir; bir ruhu, bir hikayeyi fısıldamalıdır. Rasmussen'in modernizmi kutsayan bu aşırı işlevselci dili, zaman zaman mekanın kalbini, o eski zamanların ağırbaşlı estetiğini ıskalayan bir fazlalığa dönüşüyor. ​Batı Dünyasının Estetik Tekeli ​Kitap boyunca anlatılan bütün o "kusursuz mekan" örnekleri Roma meydanlarında, Palladio villalarında ya da İngiliz malikanelerinde geziyor. Rasmussen sanki tüm dünyanın estetik algısı sadece bu coğrafyalardan ibaretmiş gibi davranıyor. ​Benim Eleştirim: Batı'nın o simetrik, rasyonel dünyası güzeldir ama eksiktir. Doğu’nun, bu toprakların, bir türkünün tınısındaki o uçsuz buçaksız hüznü ve sadeliği barındıran
Sanat
Yaşanan MimariSteen Eiler Rasmussen · Remzi Kitabevi · 2020241 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 414. kitabı
Son Kamelya, Sarah Jio’nun geçmiş ve şimdiki zaman arasında köprüler kuran, içinde sırların, aşkın ve gizemin harmanlandığı, okuyucuyu büyüleyici bir atmosfere sürükleyen popüler tarihi romantik romanlarından biridir. Yazar, alametifarikası olan iki farklı zaman dilimli anlatım tarzını bu kitapta da başarıyla kullanır. Hikaye, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, 1940 yılında İngiltere’deki gizemli Livingston Köşkü’nde başlar. Flora Lewis adındaki Amerikalı bir fırıncının kızı, ailesinin maddi sıkıntılarını çözebilmek için bir casusluk teklifini kabul eder. Görevi, köşkün bahçesinde bulunan ve dünyada sadece orada kaldığına inanılan, çok nadide bir çiçek olan pembe kamelya türünü (Middlebury Pembesi) bulup çalmaktır. Ancak Flora, köşkün içine girdikçe buranın sadece çiçeklerle değil, geçmişten gelen karanlık sırlar ve açıklanamayan cinayetlerle dolu olduğunu fark eder. Diğer taraftan, günümüzde (romanın yazıldığı döneme yakın bir şimdiki zamanda) Addison adında bir peyzaj mimarı, geçmişindeki bazı acılardan ve sırlardan kaçmak için eşiyle birlikte aynı köşkü satın alır. Addison, köşkün bahçesini restore etmeye çalışırken, onlarca yıl önce gizlenmiş olan bu kamelya hikayesinin ve Flora’nın geride bıraktığı gizemli izlerin peşine düşer. İki kadının kaderi, yıllara meydan okuyan bu nadide çiçeğin etrafında düğümlenir. Sarah Jio’nun akıcı, romantik ve merak uyandırıcı dili sayesinde Son Kamelya, bir yandan hüzünlü bir aşk hikayesi sunarken diğer yandan okuyucuyu son ana kadar süren bir sırrın peşinden koşturur. Tarihi dekorları, botanik ögeleri ve dramı seven okurlar için oldukça sürükleyici bir başucu kitabıdır.
Son KamelyaSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201415,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 398. kitabı
Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç’un Türk edebiyatında derin bir iz bırakan, melodramatik ama bir o kadar da sahici ve sarsıcı uzun öyküsüdür. Bir insanın tek bir tutku, yanlış bir aşk ve gurur yüzünden hayatını nasıl adım adım mahvedebileceğinin hüzünlü bir haritasını çıkarır. Hikayenin merkezinde, Tamburi Aziz Bey yer alır. Gençliğinde sesinin güzelliği, müziğe olan yeteneği ve yakışıklılığıyla dikkat çeken, istikbali parlak bir musikişinas olan Aziz Bey, Beyrutlu bir kadına delicesine aşık olur. Bu aşk ve arkasından gelen büyük bir gurur kırıklığı, onun hayatının kırılma noktası haline gelir. Bu hadiseden sonra Aziz Bey için geriye dönüşü olmayan, taşradan pavyon köşelerine, yalnızlıktan terk edilmişliğe uzanan trajik bir düşüş dönemi başlar. Ayfer Tunç, eserde sadece Aziz Bey’in kişisel çöküşünü anlatmaz; aynı zamanda Türkiye’nin bir dönemindeki eğlence kültürünü, değişen şehir hayatını, musikinin yerini ve taşranın o boğucu atmosferini de arka plana muazzam bir şekilde yerleştirir. Yazarın ironiyle hüznü harmanlayan, insanın içine işleyen ve adeta bir tambur taksimi gibi akan dili, okuyucuyu derin bir melankoliyle baş başa bırakır. Kendi trajedisinin mimarı olan bir adamın hikayesini anlatan bu eser, Türk öykücülüğünün en olgun ve unutulmaz örneklerinden biridir.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Puan vermedi·370 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
Cem Mumcu, psikiyatrist kimliğinin getirdiği o keskin gözlem yeteneğini, bu kitapta okurun savunma mekanizmalarını yıkmak için kullanıyor. Başkalarına danışmanlık yaparken, eğitimler verip kitlelere yol gösterirken dışarıyı ve "ötekini" analiz etmek her zaman çok daha kolaydır; asıl zor ve ürkütücü olan, kişinin bizzat kendi zihnindeki karanlık odalara ve kör noktalara bakabilme cesaretini göstermesidir. İşte bu kitap, o cesareti talep eden, okuru kendi yalanlarıyla yüzleştiren sarsıcı bir psikolojik rehberdir. Yaşadığınız o "büyük" hayal kırıklıklarının ve tekrarlayan sorunların mimarı aslında sadece sizsiniz. Kitabın sonunda, kendinize acımayı ve başkalarını suçlamayı bıraktığınız an, o büyük bir omuz çöküntüsü yaşarsınız. Ancak yazar, bu acımasız yüzleşmenin (otopsinin) ardından gelen o tuhaf özgürlük hissini size hediye eder. Maskeler düştüğünde ve kendi karanlığınızla barıştığınızda, artık kimseye bir şey kanıtlamak zorunda kalmadığınızı fark edersiniz..
Kendine Bakma KitabıCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2020317 okunma