"Biraz yumuşak başlı olsan ne olur sanki? İnsanlar duysa bana ettiğin lafları, sana söz geçiremediğim için beni ayıplar. Biz yetişirken annemizin gözünün içine bakardık, bir şey istesin de hemen yapalım diye. Kız kısmı hamarat olur, evcimen olur, misafirperver olur."
Dayanamadım, arı kovanına göz göre göre çomakla dürttüm. "Kim tanımlıyor kız kısmının nasıl olması gerektiğini?"
Aslında cevabı belli olan bir soruydu benimkisi: Canı isteyen herkes.
"Ölümü son çıkış olarak düşüneceksin. Bil ki kimse seni bundan alıkoyamaz ve tam da bu nedenle, elinin altında olduğu için onu yedekte tut, sonuna kadar. Diyelim ki geceleyin bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu, başını oynattığın anda kurtulabileceğini bilirsen her şey daha kolay, daha çekilir hale gelir, hatta bir bakarsın ilk başta en korktuğun şeylerden zevk alır olmuşsun. Hayat seni istediği kadar ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendi kendine, ikinci kez çağrılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna, gözlemcilik daha iyidir, ne zaman istersen bırakabilirsin. Beni sorarsan, "imdat çıkışı" sayesinde ayaktayım. Çünkü emrimde, ve onu kullanmayacağımı biliyorum. Ama ahiretin anahtarı bende olmasa kendimi kapanda hissederdim, derhal kaçmak isterdim!"