Yaklaşık bir aydır elimden düşürmediğim ve bundan sonra da düşürmeyeceğim kitap: Tutunamayanlar ..
"Dili ağır,anlaşılması zor.Çok uzun başladım ama bıraktım" gibi ifadelerin zihnimde oluşturduğu önyargılar yüzünden -ah kahrolasıca önyargılar- bir türlü kitaba başlayamamıştım.
Poyraz Karayel dizisinde çokça geçmesine rağmen yine de başlayamamıştım .
Galiba burda Ece Temelkuran'a ben de katılıyorum . "Hakikaten bazı kitapların , bazı yaşları beklediğine inanıyorum " demişti .
Sanırım Tutunamayanlar benim bu yaşımı bekledi . Kafamız okumak istediğimiz ama bir türlü okuyamadığımız kitaplarla dolu .
Önce önyargılardan kurtulmak gerekiyor sonra o kitaplar sizin kapınızı sırayla çalıyor .
Başlarda kabul biraz sıkıldım, olayın ne olduğunu anlamadım, anlamadığım olaydan yer yer koptum . Yaklaşık yüzelli ikiyüz sayfa sonra sanki yeni bir keşif bulmuş gibi aydınlanmaya başladım. Okurken heyecanlanıyor , hop oturup hop kalkıyordum.. Yazara bir yandan hayranlığım artarken bazı yerleri yeniden yeniden aşkla okuyordum.
İnsan acıdan zevk alır mı ? İste Oğuz Atay, öyle bir anlatım sunmuş ki okuyucularına insan kendinden geçiyor . Siz de Tutunamayanlar'ı okumak isteyen ama bir türlü başlayamanlardansanız özellikle kendinizi bir tutunamayan olarak görüyorsanız hiç vakit kaybetmeden başlayın . Tutunamayanlar'ın Prensi Selim Işık'ı biran önce tanımalısınız.
Yoksa çok şey kaybedeceksiniz...