Çeşitli şahitler huzurunda ara ara havada durur ve nadiren ciddi olurum. Felsefe ve mitolojiden pek anlamam, genel olarak biyoloji ve psikoloji okumayı sever ve onları alıntılarım.
Günümüzde evrene kılavuzluk eden kuvvetlerin çeşitliliğini açıklayabilecek, önde gelen ve (tek kuram) sicim kuramı ya da cisimleştiği son hali ile M-kuramıdır (M, "zar [membran]dan" gelmektedir. Ancak gizem [mystery], sihir [magic] ve hatta anne [mother] anlamlarına da gelebilmektedir. Sicim kuramı ile M-kuramı özünde birbirleri ile aynı olsa da M-kuramı çeşitli sicim kuramlarını birleştiren daha gizemli ve ileri bir çerçeve sunar.)
Evrenlerin tamamının sürekli olarak başka evrenler açtığı ya da "tomurcuklandırdığı" çoklu evrenin varlığını destekleyen kuramsal kanıtlar birikiyor.
Bu kuram ayrıca bizim evrenimizin de bir noktada kendine ait bir bebek evren tomurcuklandırabileceği anlamına gelir. Muhtemelen kendi evrenimiz de başlangıcının daha kadim olan eski bir evrenden tomurcuklanarak gerçekleştirmişti.
En iyi kuramımızın tüm evrendeki en büyük enerji kaynağının değerini hesaplayamaması en büyük utançlarımızdan birisidir. Yani karanlık madde ve karanlık enerjinin gizemini çözebilecek girişimcileri bekleyen bir raf dolusu Nobel ödülü olduğu kesin.
Bir sürü fikirleri var, dedim. Hayatlarını anlamlandırmak adına büyük bir şeye inanmak istiyorlar. Evrende büyük bir amaç olsun istiyorlar. Bu açıdan hayranlık duyuyorum hepsine.
1917'de Einstein'ın öne sürdüğü ve ardından (hakkında "en büyük gafım" diyerek) terk ettiği karanlık enerji ya da hiçlik, boş uzay enerjisi bugün tüm evrenin itici gücü olarak yeniden gün yüzüne çıkar. Günümüzde bu karanlık enerjinin gökadaları birbirinden uzaklaştıran yeni bir karşıt kütle çekimi alanı oluşturduğuna inanılır. Evrenin kendisine ait nihai kader karanlık madde tarafından belirlenecektir.