Genç kurgu olmasının yanında yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği serinin ilk kitabı oldukça heyecanlı bitmişti. Kitabın sonunda bombayı patlatmıştı yazar.
Lise aşkı olan Liza ve Poyraz’ın kara sevdası ailelerin araya girmesiyle paramparça olmuştu ilk kitapta. Liza Almanya’daki amcasına oğlu ile evlendirilmek üzere apar topar ve zorbalıkla götürülürken
Poyraz’ın abisi Yağız Eroğlu da
Liza’nın kolunun kanadının kırılmasında büyük rol almıştı. Araya giren on yıldan sonra Liza ülkeye döner ve olanlar olur...
Aniden terk edilen ve yıllarca Liza’dan haber alamayan Poyraz tabii ki de hoşgeldin canım diyerek karşılamaz Liza’yı.. Üstelik de onu da çok ilgilendiren ve öğrenmeye hakkı olduğu büyük bir sırrı Poyraz’dan sakladığını öğrenmişken. Ya Liza.. O aslında yıllarca mektup yazarak ulaşmak ister Poyraz’a fakat mektuplara henüz eline ulaşmadan el konulur.. On yılda değişmeyen şey ise o büyük aşktır.. İkisi de halen deli gibi aşıktır. Birinci kitap bittiğinde kafanızda oluşan tüm sorular bu kitapta yanıtını buluyor ve taşlar yerine oturuyor.
Liza’nın annesinin tiksindirici seviyedeki nefret, kibir ve sevgisizliğinin temelini de çok merak etmiştim onun da çözümlemesi bu kitapta..
Gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek kaleme alınan
sevgi, sadakat, aile, fiziksel istismar, şiddet, ihanet, güven ve dostluk zemininde kurgulanan bu duygusal kitabı
genç kurgu ve film tadında kitapları okumayı seven herkese tavsiye ederim.