İleride, zengin olunca pikap alacağım, plaklarım olacak, radyoda çalan değil, kendi istediğim şarkıları dinleyeceğim. Çok para kazanacak ama paramı fakirlerle paylaşacağım. Zaten zenginler kendilerinden utanmalılar, dünyada onca fakir insan varken.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Neydi bu başıma gelen benim? Sırtımdan ter aktığını hissettim. Korkunç şüpheler giriyordu içime… Kafamda bir çatlaklık mı vardı? Yoksa daha beter bir şey miydi bu? Bu çeşit belirtilerle kendini gösteren beyin tümörlerinden bahsedildiğini duymuştum.
Bir yılanın boğuverdiği yeşil kurbağanın şarkısı bir hıçkırık sesine dönüştü. Ve küçücük kelebek, ışıklı pencerenin camlarında kanat çırpmaya gelemedi; acıyla ezilen kanatlarıyla bir yarasanın karnı içine sıkışmış hapis yatıyordu artık. Binlerce ve binlerce Tanrı yaratığı için şiddet, korku, delik deşik edilme, can çekişme, ölüm kol geziyor işte, otuz metre ile yirmi metre yüzölçümlü bir bahçenin daldığı gece uykusunda. Bahçenin çevresindeki kırlarda da aynı şey hep, ay ışığında cam gibi parıltılar yansıtan soluk ve gizemli dağların ötesinde de aynı şey. Ve bütün dünyada aynı şey, gece bastırdı mı, her yerde: Öldürme, yok etme ve kanlı bıçaklı boğuşma. Gece sona erip güneş çıktı mı da, azılı başka katillerle, ama aynı insafsız şiddetle, başka bir kanlı didişme başlayıveriyor. Dünya kuruldu kurulalı böyle gelmiş böyle gidiyor, yüzyıllar boyu da böyle gidecek, kıyamete değin.