İtiraf ediyorum. Kitaba karşı popülaritesinden dolayı hep bir önyargım vardı.
Fakat daha önce hiç bu kadar basit ve anlaşılır dilde bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Fugui'nin, Jiazhen'in, Youqing ve Fengxia'nın bütün acısını iliklerime kadar hissettim.
Kitap aslında, Çin'in çalkantılı dönemlerinden birinde sıradan bir köylüyken Fugui’nin hayatı üzerinden, bireyin büyük ideolojiler ve toplumsal dönüşümler karşısındaki çaresizliğini anlatarak işlenmiş. Fugui, zengin bir toprak sahibiyken kumar yüzünden her şeyini kaybedip ardından ailesiyle birlikte büyük acılarla dolu bir hayata savrulmuş.
Kitap; Japon işgali, Çin İç Savaşı, Kültürel Devrim gibi büyük siyasi olayların sıradan halk üzerindeki etkilerini; aile, kayıp, yoksulluk ve direnç temalarıyla işlemiş.
Yazar genel olarak, şiirsel olmaktan uzak, sert ama dokunaklı bir anlatım kullanmış. Anlatıcı tarafsızdır, olayları olduğu gibi sunar ama okuyucuda büyük bir empati uyandırır, işte bu tamamen yazarın başarısıdır.
Yaşamak, aslında hayatta kalmanın sadece fiziki bir durum değil, bir direniş olduğunu anlatır. Yu Hua, bu eserinde modern Çin'in trajik yüzünü, basit bir adamın gözünden evrensel bir dile dönüştürmüş.
Alıntı:
"İnsan ne kadar şanslı olursa olsun, ölmek istiyorsa hiçbir şey onu yaşatamaz."
Tavsiyedir.