Düşkün hayatımı düşünmeye daldım yeniden; ve, sağlıklı da olsa ömrün ne geçici olduğunu farkederek, bunca zavallılık karşısında kendi kendime ağlamaya başladım.
Bütündür Aşk ile soylu yürek,
bilgenin dediği gibi şiirinde,
öyle ki yoksa biri yaşayamaz öteki,
ustan yoksun ussal bir ruh gibi.
Doğa yapar onları hazır olduğunda aşka,
Aşk efendidir yürekse onun evi,
uyur ve dinlenir orada,
bazen kısa bazen uzun süre.
Çoğu kez an'ıma gelir,
Aşk'ın sunduğu karanlıklar,
acımayla dolar, derim
sık sık: "Heyhat, herkes böyle mi yaşar?",
öyle ani ardılar ki beni Aşk,
nerdeyse terkeder beni hayat:
İçimde yalnız bir tin yaşar,
yaşar, çünkü konuşur sizden.
Karşı koyan ne varsa an'ımda ölür gider,
gelince görmeye sizi, ey canım güzel,
yakın olduğumda size, duyarım,
Aşk, "Kaç, zor geliyorsa ölmek" der.
Yüreğin rengini gösterir yüz,
baygın, dayanır bulduğu yere;
esrikliğiyle büyük sarsıntının
bağırır sanki taşlar, "Öl, öl" diye.
Günah işler o an beni gören,
avutmazsa şaşkın yüreğimi,
hiç olmazsa gösterip üzüldüğünü,
o acıya, alayın öldürdüğü,
ölü bakışında doğan,
ölmeyi dileyen gözlerimin.