"Mesele, kendi omrunuz suresince canli kalabilecek bir resim yapmak. Hicbir resmin etkin omru otuz ya da kirk yili gecemez... Otuz-kirk yildan sonra resim olur; piriltisini, carpiciligini -ya da her neyse iste, onu- kaybeder. Sonrasindaysa ya unutulur ya da sanat tarihinin arafinda kalir."
Marcel Duchamp
"Sonra ucaga bindik ama bizi pistte tam kirk dakika beklettiler. Oylece oturup kaldik. Louis’in yolcuya tepkisi soyledir: 'Aaa, sahi mi? Sonra ne oldu? Havada uctun mu? Akil almaz bicimde ve tipki bir kus gibi? Insanin ucus mucizesinin bir parcasi oldun mu seni ise yaramaz dirdirci?' Gecikmeden mi yakiniyorsunuz? Dogru mu duyuyorum? New York’tan Kaliforniya’ya bes saatte gidiyorsunuz. Bu eskiden otuz yil alirdi. Ustelik yolda olup giderdiniz. Ucakta oturuyorum ve birden diyorlar ki, 'Dizustu bilgisayarlarinizi acin, internete baglanabilirsiniz.' Ustelik baglanti hizli. YouTube’daki klipleri seyrediyorum. Inanilacak gibi degil. Ucaktayim! Olağanustu bir sey degil! Demek istedigim, varligindan yalnizca on saniye once haberdar oldugu bir sey icin dunya ona hemencecik borclu mu kalacak?"
"İnsan tarihinin çok karanlık bir döneminden bahsediyorsunuz. Esasen o döneme, Karanlık Çağlar adını veriyoruz. Öyle bir dönemdir ki bu, metafizikçiler tarafından bilimin ırzına geçilmiştir; felsefe taşını aramanın adı fizik olmuştur; kimya simyaya, astronomi astrolojiye dönüşmüştür. Aristoteles düşüncesinin egemenliği konusunda üzgünüm maalesef."