"Metafizikçi, kendi öznelliğiyle tümdengelimle akıl yürütür. Bilim adamıysa deneyden çıkardığı maddi olgulardan tümevarımla akıl yürütür. Metafizikçi, teoriden maddi olgulara giderken bilim adamı, maddi olgurdan teoriye gider. Metafizikçi, evreni kendisiyle açıklarken bilim adamı, kendini evrenle açıklar."
—- Bilim adamı önce yemeğe bakar sonra tadını anlar, siz önce 'bu yemek şöyledir' diyorsunuz ama önünüzde tabak bile yok.:)
"Siz metafizikçisiniz. Metafizikle her şeyi kanıtlayabilirsiniz. Her metafizikçi karşısındakini metafizikçinin yanıldığını kanıtlayabilir; kendi kafasına göre tabii. Siz düşünce dünyasının anarşistlerisiniz. Çılgın birer kâinat yaratıcısısınız. Her biriniz kendi kapris ve isteklerinize göre yarattığınız kâinatlarda yaşarsınız. İçinde yaşadığınız gerçek dünyayı tanımadığınız gibi düşüncenizin dünyadaki yeri de zihinsel bir sapmadan fazla değildir."
Sayfa 7 - Türkiye iş bankası yayınları·Kitabı okuyor
Jack LondonJack London
Keşke anlatım dili bu kadar bayık olmasaydı. Adam resmen dev bir yazarı alıp sanki sıradan birinin biyografisini yazıyormuş gibi heyecansız bir dille önümüze koymuş. Okurken bazen uykum geldi yalan yok hani biz bir şeye hevesle başlarız da karşımızdaki o kadar ruhsuz anlatır ki hevesimiz kursağımızda kalır ya tam o moddaydım. Jack London gibi hayatı macera dolu bir adamın hikayesi çok daha akıcı olmalıydı bence.
Yine de Jack London’ın o dev yazar duruşuna ve erkenden bu dünyadan göçüp gitmesine içim cız etti diyebilirim. Adam daha kırkına bile gelmeden ölüp gitmiş ki o yaşta bile arkasında koca bir kütüphane bırakmış resmen. Vahşetin Çağrısı falan derken herifin hayal gücü ve o sert doğa tasvirleri gerçekten rakipsiz valla. Keşke daha uzun yaşasaydı da o kaleminden daha ne cevherler çıkardı kim bilir ama kader işte adamı erkenden aramızdan almışlar. Sonuçta biyografi biraz tırt olsa da Jack London’ın büyüklüğünü anlamak için yine de bir şans verilir ama sabır çekmeye hazır olun.