Puan vermedi
Bir gün bildiğiniz tüm doğruları ardınızda bırakıp size ait olmayan insanların tanrılarıyla tanıştınız mı? Her gün uyandığınız dünyaya kendinizi yabancı hissettiniz mi? Şair Musa'nın tüm kıyafetlerinden sıyrılıp kendisini hiçlikte bulduğu bir hikaye... Hiçlikte kendine bir dünya yarattığı ve kendi olabildiği bir dünya... Vahşilik diye görünenin ardındaki normali bize gösterebildiği bir yaşam... karanlık sokaklarda başkalarının tanrısıyla yaşamaya alışılan bir kayıp... Kaybetmek sadece maddi değil, manevi bir kayıp içinde bir kazanç.Kendi içinde delirmek gercek dünyadan kacabılmenin en güzel yolu olmuş onlar için... Yazarın dili okuyucuyu oldukça derinlere çekiyor, okurken rahat etmenızı degil o köşebaşlarında dilenen, çöpte yemek arayan, para kazanmak için bedenini satan insanların yanına ışınlanıyorsunuz. Ne yazsam bu kitap için asla aklımdakini yansıtmayacak. Kelimeler dans ediyor ama bir türlü kalemime uğramıyor. Huzurum kaçsın, köhnelikten kurtulayım diyorsanız lutfen okuyun️ ahhh Mine Söğüt nasıl geç kalmısım kaleminize Mine Söğüt
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma
KalpKalpKalp
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:40
__"Kendin yaşa kendin gör boşver sana anlatılanları. Biz ne anlatsak yalan, biz ne anlatsak dolan" __ kitabın yazım dili konusu herşeyi aşırı güzeldi sonda rüyaya bağlama işi aşırı saçma olsada 10/10 olmasını değiştirmiyo biraz daha uzun olsaymış keşke tüm karakterler (özellikle az ve değerli karakterler olduğu için) çok iyi anlatılmış kapak tasarımı dikkatimi çekmişti ama bu kadar çok alıntı olduğunu bilmiyordum iyikialmisimkalpkalpkalp ama depresyon garanti
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma
Reklam
Deliren kadınların hikâyesi onları delirten dünyanın hikâyesi...
Puan vermedi·176 syf.··
2026 46. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:52
Kitabın dili masalsı olduğu kadar sertti. Hikayeler metaforlarla örülü. Ev, beden, saç, gece, çocukluk, anne, geçmiş gibi imgeler sürekli karanlık bir yerden konuşuyor. Özellikle kadınların geçmişten taşıdığı yükler çok belirgin. Sanki delilik sadece tek bir kadının başına gelen bir şey değil; annelerden kızlara, büyükannelerden torunlara geçen bir acı mirası gibi ilerliyor. Okurken insanı rahatsız ediyor; çünkü anlatılan delilik uzak bir şey değil, kadınların hayatına sinmiş şiddetin, yalnızlığın ve suskunluğun sonucu gibi hissediliyor. Bu hikayelerde kadının bedeni çoğu zaman kendisine ait bir yurt olmaktan çıkar, başkalarının hüküm sürdüğü bir alana dönüşür. Ev güvenli bir mekan gibi görünürken boğucu bir kapatılma yerine evrilir. Aile, koruyucu bir bağ olmaktan çok geçmişten gelen suskunlukların ve bastırılmış acıların taşıyıcısı hâline gelir.
Deli Kadın HikayeleriMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 201911,7bin okunma
8/10
·128 syf.··
2026 4. kitabı
Genel hatlarıyla sevdiğim bir kitap oldu. Cin peri gibi şeyler araç olarak kullanılsa da asıl anlatmak istediği şey bu değil. Psikolojiyle ilgiliyseniz de bir bakmanızı öneririm. 2 puanı gereksiz tekrarlardan kırdım. Onun dışında sonu da gayet şaşırtıcı ve düşündürücüydü.
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 07:42
Beklenen büyük İstanbul depreminde hazırlıksız yakalanan insanlar, yarı Türk yarı Fransız Sinan, tetikçi Cevat, gazeteci Yazgülü, Feride, Doktor Lucas, Hangman Hilmi... Felaket sonrası bir araya geldiklerinde sadece depremin yıkıntıları, sağlık sorunları, güvenlik, evsiz kalan insanlar, anne babasız çocuklar ile değil ülke üzerine oynanan oyun ile de savaşmak zorunda kalır. Sonu okuyucuya bırakılmış bir roman...
Bir Gün, GeceMine G. Kırıkkanat · Om Yayıncılık · 2003143 okunma
2010
Puan vermedi
Bir Dönemin Sancısı, Bir Şehrin Kalbi: "2010" ​Zamanın bir ucunda, her şeyin sonsuza dek değişeceğini hissettiğimiz o dönüm noktasındayız. Mehmet Eroğlu’nun usta kalemi, bizi "Yetmez ama Evet" sloganlarıyla çalkalanan 2010 Türkiye’sine, İstanbul’un hem cennet hem cehennem olan o karmaşık sokaklarına geri götürüyor. ​2010, sadece bir roman değil; bir kuşağın var olma çabası. Kendi "çukurundan" çıkmaya çalışan hırslı Zerrin, parlak eğitiminin boşa çıktığını anlayan Emre, modern dünya ile aristokrat kökleri arasında sıkışan Mine ve Kerim kardeşler, ve bir imparatorluk kurma hayaliyle yanıp tutuşan Nejat... ​Kaderleri birbirine düğümlenen bu karakterler, daha iyi bir hayatın peşinde koşarken kendilerini inkar etmenin sınırında yürüyorlar. Mehmet Eroğlu, toplumsal kutuplaşmanın gölgesinde, İstanbul’un çok katmanlı yapısını ve bireyin bu değişim sancısı içindeki yalnızlığını derinlikli bir kurguyla işliyor. ​Eğer yakın tarihimizin ruhunu, bir şehrin dönüşümünü ve insan arzularının sınırlarını edebi bir şölenle keşfetmek isterseniz, bu 616 sayfalık derin roman sizi bekliyor. Geçmişin aynasında bugünü okumaya hazır mısınız?
2010Mehmet Eroğlu · İnkılâp Kitabevi · 20268 okunma
Reklam
Reklam