Hayat iyi gidiyorken pek yüzeysel yaşarız; fazla derin düşünmeyiz. Dalgalar kabarınca, kendi dışımıza çıkar, olayların neden bu şekilde aktığını düşünmeye başlarız. Düşmanlıklar ve çekişmeler bizi daha olgun yapar. Zor dönemlerde, kendimize hayatın daha büyük sorularını sormaya başlarız, acıların neden varolduğunu, en sağlam planlarımızın neden istediğimiz gibi gitmediğini, hayatı yöneten şeyin, rastlantıların sessiz eli mi, yoksa seçeneklerin güçlü yumruğu mu olduğunu bilmek isteriz.
Hayatımızın mevsimleri olduğunu, acılı dönemlerin hiç de kalıcı olmadığını öğrendim. Üzüntünün kışı, yerini sevincin yazına bırakacak, buna güven, tıpkı sabahın en parlak ışıklarının her zaman gecenin koyu karanlığını takip edişi gibi.
Artık umutsuz bir vaka değildim :)
Her birimizin aydınlık ve karanlık bir tarafı var. Her birimizin onaracağı kusurları, iyileştirilmek için çığlıklar atan yaraları var. Her birimizin ruhunda çatlaklar olduğu bir gerçek.
Acı verici şeyleri yapabilen insanlar ancak acı çekmiş insanlar olabilir. Ancak incinmiş olanlar başkalarını incitebilir. Ancak yüreğini kapatmış olan insanlar sevgisiz hareketlerde bulunabilir.