Geçmiş bir mezardır, hayatını bir mezarda yaşamanın anlamı yok. Her son, yeni bir başlangıcın işaretidir. Ya da başka bir ifadeyle, gözünü dikiz aynasından ayırmazsan, hayatta hiç ilerleyemezsin.
Her insan zaman ayırıp hayatta kendine bir felsefe edinmeli. Bir insanın yapabileceği en önemli şeylerden biri bu. Gerçek anlamda ve yüce bir hayat yaşamak için herkes nasıl yaşamak istediğini, en parlak hayatının nasıl bir şey olacağını tanımlamalı. Hepimizin bir kağıda yazdığı bir sloganı olmalı, her sabah başka insanlar uyanmadan önce onu çıkarıp bakmalıyız, gün boyu yapacağımız seçimlerde bu sloganın bize manevi bir pusula gibi hizmet etmesini sağlamalıyız. Bu bizi en iyi hareketlerimizi kilitleyecek bir çapa olur. Böyle felsefi bir sloganın olmazsa, hayatını kazalarla, rastlantılarla yaşarsın, karşına çıkan şeylere tepki göstererek ilerlersin. Böyle yaşamak felakete davetiye çıkarmaktır; başını belaya sokmak için yalvarmakla birdir. Bu durum aklıma bir sözü getiriyor: ‘’ nereye gideceğini bilmiyorsan, herhangi bir yol seni oraya götürür:’’
‘’ Demek biraz zaman ayırmalı, hayatımın neyi temsil etmesini istediğimi düşünmeliyim, öyle mi?’’
‘’ Kesinlikle, Dan. Hayatın vazgeçilmezlerinden biridir bu. Başarılı ve doyuma ulaşmış insanlar düşünmeye, plan yapmaya zaman ayırır. Hayatlarını uyanık yaşarlar, çünkü her günün inanılmaz değerli bir armağan olduğunu bilirler.
Birinin sana elini uzatması için, önce sen o insanın yüreğine dokunmalısın. Güneş gibi ol: güneş verebildiği her şeyi verir. Karşılığında tüm çiçekler, ağaçlar ve bitkiler ona doğru büyür.