Mine

Puan vermedi·479 syf.··
2022 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2022 21:30
Birkaç cümleyle ifade edilemeyecek bir kitap için haksızlık yapacağımı bildiğim halde inceleme yapmak istiyorum. Hikmet kendini toplumda, kendini insanlarda arayan asıl kahramanımız olduğu halde bu oyunda herkes bir anda başrolü alabiliyor. Kafasının içinde yaşayan kahramanlar gerçekte var olanlardan daha çok sahnedeler. Bilge sahneye giriyor Hikmet bütün benliğiyle onu sevdiğini ve ona yardım etmesini istiyor. Beklediğini, istediğini alamadığında oyuna Sevgi dahil oluyor. Ama Sevgi de tam olarak Hikmet’e yetmiyor. Hikmet hayatına giren insanları seven ve sevgisini gösteren bir adam ama o söylemek zorunda olduğu cümlelere katlanamıyor. Çıkarımlarımdan en önemlisi bu olabilir: Hikmet’in kavgası kendisiyle ve Mış gibi yapmakla. Söyleyeceği cümleleri planlıyor. Hayatın bir oyundan ibaret olduğunu düşünüyor. Planladığı halde oyun tam olarak istediği gibi oynanmıyor. Aslında Hikmet bu yüzden ölüyor. Planlamadığı halde sahneye hem Sevgi hem Bilge giriyor. Hikmet’e de bir seçim yapması gerektiği söyleniyor. Kendini tanıyamamış Hikmet neyi seçmesi gerektiğini bilmiyor. Çünkü birini seçse diğer tarafı eksik kalacak. En değerli hazinemiz aklımızdır onu koruyalım albayım derken aslında düşünerek her şeyin daha iyi olacağını söylüyor ama düşüncelerin ağırlığı altında ezilen bir Hikmet’le tanıştım. Sevgisiz büyümüş insanları sevmeyen bir Sevgi, Hikmet’ten daha az bilgili bir Bilge ile tanıştım. Sahneye giren herkesin bir mesajı var bize. Amcasını bıraktığı miras için düşünen Ergun’un bile bir mesajı var. Bu oyundaki hiç kimse yabancı değil. Hepimizin kafasında bir albayı var. Hepimiz insanlara mış gibi yapmaya, iki yüzlü davranışlara katlanamıyoruz. Batı’yı tanımadığımız halde Batı gibi davranmaya kalkıyoruz. Oysa bizim Doğu’yu tanıdığımız tartışılır. Önce kendimizi tanıyalım bu
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·384 syf.··
2022 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2022 19:12
Bir kitap 1963 yılında yazılıp da hala geçerliliğini ölümsüzlüğünü koruyabilir mi ? Dönemin sosyal, siyasal, dini her alanına değiniyor. Kadınların nasıl değersiz bir yerden alınıp bugünlere geldiğini düşünüyor o eril egemen toplumda yaşamış acı çekmiş kadınlar için üzülüyorsunuz. Bir yandan acıyıp bir yandan öfkeleniyorsunuz o bağnaz at gözlüğüyle doğup büyümüş güruh için. Kızını çorapsız dışarı çıkarmayan yobaz bir baba, yine kızını kafasında bin bir türlü ahlaksız düşünce geçen hocaya emanet ediyor. Bıçaksırtı bir dönemin romanı denilebilir. Yapılan her devrim onlarca sene ileri ya da bu yenilikleri engelleyen her şey onlarca sene geri götürebilirdi. Ahlaksız, iyi, kötü, namuslu, namussuz her dönemde var ve var olmaya devam edecek çünkü bu Orhan Kemal’in dediği Yalancı Dünya. Hiçbir şey gördüğümüz kadar ne çok iyi ne de çok kötü. Neriman’ın hayatıyla birlikte geçmişin gerçeklerini göz önüne alıp düşünmek gerek.
Yalancı DünyaOrhan Kemal · Tekin Yayınevi · 2001314 okunma
Puan vermedi·632 syf.··
2022 10. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2022 18:30
Oblomov! Birçok insanın içinde yaşayan, hayallerde yaşama hastalığı diye yorumlayacağım. Bu kavramı tembellik olarak nitelendirmek biraz sığ kalır diye düşünüyorum. Çünkü roman karakterimiz aslında tembel değil onu harekete geçirecek gücü bulamıyor. İş mektubu yazma düşüncesi onu birkaç ay sıkıntıya sokarken sevdiği kadına bir çırpıda ve kusursuz cümlelerle bir mektup yazabiliyor. Onun içindeki gücün ve yeteneğin farkında olan da Ştolts isimli Alman bir karakter. Oblomov’un tam zıttı bir karakter olarak işlenmiş. Alman olarak seçilmesi de belki bilerek vurgu yapılmak istenilen kısımdır. Çünkü Ruslardan oluşan yan karakterlerde insanları aldatma, yalan, hile gibi ahlaki açıdan uygun olmayan birçok özelliğe değinilirken Ştolts bunu hep ortaya çıkaran durumu düzelten kişi olarak karşımıza çıkıyor. Yazar eminim bu kitapta uzanıp hülyalara dalan Oblomovluk kavramından fazlasını vermek istemiştir. Kurgusu ve olay örgüsüyle çok başarılı bulduğum bir kitaptı. Bana Yüzyıllık Yalnızlık kitabındaki hep birlikte ama yalnızlık içinde yaşayan ailenin durumunu hatırlattı. Oblomovluk da nesilden nesile aktarılıyordu. Kitabın sonundan bu nesilin kaderinin artık değişeceğini düşündüm. Uzun bir süre zarfında bitirdim kitabımı. İnanarak söylüyorum hepimizin içinde bir Oblomov yaşıyor. Bazen de bir Ştolts karakteri hissediyoruz. Hangisini daha çok beslersek onun yolunda ilerliyoruz. Keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2022 21:38
“Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar belki açmazlar.” Alıntısıyla başlamak istiyorum çünkü açtığım şişe Cemil Meriç’in gördüğü ülke değil bizzat kendisiydi. Altını çizmeden geçtiğim sayfalar yok denecek kadar az ya kendimden bir şey buldum ya da bunu açıp tekrar tekrar okumalıyım dedim. “Her kitapta kendimizi okuruz. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün.” Okuduklarımı, fikirlerimi sorguladım kolayca her ideolojiye girmeye yatkın olan bu yapıdaki kusurlarımı fark ettim. Hiç kuşkusuz Cemil Meriç tarihimizde fikirleri ve aydınlığıyla en büyük şanslarımızdandır. Görmeyen gözlerine rağmen Fildişi kulesini kendine zindan etmek yerine okurlarına fikirleriyle aydınlık olmayı seçmiş ve başarmış. Anlayarak, üzerinde düşünüp özümseyerek okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
10/10
·456 syf.··
2022 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2022 10:44
Darcy soğuk yapısı ve gururlu duruşuyla güçlü bir karakter ama bu gurur kibir değil birçok bölümde onun bu soğuk yapısına fazlasıyla hak verdim. Etrafındaki evlilikten ve varlıklı bir hayat sürmekten başka derdi olmayan bu kadınlara karşı takınılabilecek en iyi kalkan bu olabilirdi. Elizabeth ise soylu ve varlıklı olmayan kişilik olarak güçlü bir karakter. Dobra konuşması, zekası ve coşkusuyla Darcy’in ilgisini çekiyor ama buna karşı koyması gerektiğini Darcy şöyle ifade ediyor: “ Boş yere kendi kendimle çarpıştım. Yararı yok. Duygularıma gem vuramıyorum. Sizi ne derece beğendiğimi, nasıl ateşle sevdiğimi söylememe izin verin.” Buzdan kalkanı olan o kibirli duruşlu adamın ağzından bu cümleleri duymak beni şaşırtmakla kalmadı sevindirdi. Toplum yargılarının üstünde olan duygular ve bunu açığa vurabilecek cesaret farklı sınıflarda aynı düşünen iki insanı bir araya getiriyor. İngiliz toplumuna göre sınıf farklılıkları olmalı orta sınıf balolarla, danslarla aynı seviyeye geldiklerini düşünse de üst sınıf konuşmaları ve bakışlarıyla her fırsatta bunu hatırlatmayı ilke edinmişler. Jane Austen hem toplumsal yapıyı göz önüne serip hem de okuyucuya nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir aşkı akıcı ve yalın diliyle sunmuştur. Kesinlikle kült sayılabilecek harikulade bir eser.
Edebiyat
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201997,7bin okunma