"Çamurların arasında dikilişini ya da yere yüzükoyun yatmış, burnu neredeyse suyun içine girmiş bir şekilde minik tekneyi eliyle dengeleyişini, sonra da rüzgara salışını seyrederdim. Saatlerini harcardı böyle. Zamanı gelince kalbini de aynı şekilde salıverdi. Gemilerin batabileceğine inanmazdı.
Sonra eve, bana dönerdi, elinde kırılmış gemisinin parçaları, yüzünde gözyaşlarının izleriyle. Lambamızın başına oturur, elimizden gelen onarımı yapardık, ertesi gün her günkü gibi yeniden başlardı. Oysa kalbini alıp gittiklerinde yanı başında oturacak kimsesi yoktu. Yapayalnızdı."
"... bir tımarhanedeki tek aklı başında insan olduğum hissini tekrar yaşamaya başladım. Kendimi üstün degıl depresif ve ürkek hissettiriyor, çünkü iletişim kurabileceğiniz hiç kimse olmuyor."
"(...) İncil'deki şu öyküyü düşünüyorum: İsa, felçli kadına 'Kalk, yatağını al ve yürü' der. Kadın da hemen kalkar, yürümeye başlar."
"Ne yazık ki İsa değilsin, mucizeler yaratamazsın, Geneviéve; kötürüm yürütemezsin."
"Mucizeler yaratamam, bunlara inanmak da istemem. Ama kadın kalkarsa, kalkabileceği için kalkar. Kalkabilirdi ama kalkabileceğini bilmiyordu. Bu buyruk gerekiyordu, gücünün bilincine varması için yeterliydi. (...)"