Puan vermedi·324 syf.··
2026 9. kitabı
Hayatı ve yaşamıyla en tartışılan padişahlar arasında olan 2. Abdülhamid'in 33 yıl süren saltanatının tahttan indirilişiyle son bulmasından sonraki dönemi anlatılmıştır bu kitapta. Mekan ve yer olarak kitapta geçen atmosfer sürgüne gönderildiği Selanik şehrindeki Alatini Köşkü'dür ağırlıklı. Yazım için yararlanılan kaynak, sürgün sırasında kendisi ve maiyeti ile ilgilenmesi için vazifelendirilen Doktor Atıf Hüseyin Bey' in hatıratlarıdır. Kitabın ilk yarısında daha çok sürgün yerine ve köşke alışma sürecine, düzenin oturtulmaya çalışmasına yer verilmektedir. Adeta minimal bir saray hayatı oluşturulmaya çalışılmış, mütavazi da olsa konfor sağlanmaya çaba harcanmış. Bunlar detaylandırılmış. İkinci yarısında ise Abdülhamid'in fikri yapısı, hatıraları, düşünceleri yansıtılmış. Hatıratları yazan doktor aslen muhalif bir görüşe sahip. Abdülhamid'in saltanat dönemine eleştirel bakan birisi. Yazarımız kitabın genel kurgusunda bir denge gözetmiş. Salt eleştirel ya da övücü bir yönlendirme yok. Bu yönüyle daha keyifli olmuş. Servetin ve gücün döngüselliğine güzel örnek teşkil eden güzel bir kitap olmuş. Yazarın sade, yalın, keyifli dili her zamanki gibi yoruculuktan uzak sürükleyiciliği arttırıcı. Dönemi hissettirici yanları mevcut bir tarihi roman diyebiliriz.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Puan vermedi
Ferit edgü ğretmenlik yaptığı yıllarda Hakkari de görev yapmış ve dolayısıyla dağların hüküm sürdüğü aylarca kar altında kalan bu yalıtılmış coğrafyanın insan manzaraları da kışı kadar çetin dağları gibi sarp öykülerinde.. özellikle ibrahamin oğlu ibraham öyküsü akılda kalıyor. kalemi ;yaşanmışlığın dağların ve uzaklığın ayırdığı bir coğrafyanın hüznüyle bir vatanın iki ayrı kimliğini anlatiyor... demli çay, kar, soğuk ve dağ kokan öykülerinin ikinci kısmı minimal öyküleri pek begenmedim açıkçası. daha önce muzaffer kalenin güneş sepetinde gördüğüm minimal öykü çabasını da anlamış değilim. eğer bir şey küçülecekse vuruculugunun da artması lazım . bırakın vuruculugu ne demek istemişler o bile belli değil ..
Doğu ÖyküleriFerit Edgü · Everest Yayınları · 20231,000 okunma
Reklam
Tengri biz menen
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:00
Buzul çağı sona ermişti. Artık acunu Türk'ün kaynayan kanı ısıtıyordu. Çağlayan Yılmaz'ın fantastik Börü serisinin ikinci kitabı yine akıllara durgunluk veren hayal gücüne hayran bırakıyor. Cüneyt Arkın, Serdar Gökhan ya da Kartal Tibet filmi izler gibi soluksuz okudum. Mitolojik unsurlarla zenginleştirilmiş, Türk töresiyle işlenmiş sıradışı bir kurgu olmuş gerçekten. İhanetler, şer ittifakları,, minimal seviyede aşk ve kusursuz bir epik anlatımla destansı bir roman. En güzel taraflarından biri de Türk kadınının sonuna kadar hak ettiği yerde olması.
Börü 2Çağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 20181,742 okunma
6/10
·360 syf.··
2026 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:29
Millicent’in en yakın arkadaşı ve aynı zamanda ev arkadaşı olan Bayan Nash hayatını kaybedince geride seksen yıl boyunca yarım kalmış bir aşk hikayesi bırakıyor. Millicent ise Bayan Nash’ın küllerini mümkün olan en kısa sürede Elsie’ye götürüp aşk hikayelerinin mutlu sonla bitmesini sağlamaya çalışıyordur. Fakat havalimanında yaşanan aksaklıktan dolayı yoluna arabayla devam etmek zorunda kalıyor. Ve onun gibi havaalanında mahsur kalan Hollis ile araba yolculuğu yapmaya mecbur kalıyor. Hollis bir yazar ve bu yolculuğa ilham bulmak için çıkmış. Aşka inanmayan biri. Biraz huysuz ve kaba ama içten içe iyi ve yumuşak bir kalbi var fakat bunu dışarıya göstermeyi sevmiyor. Millicent ise hayatı boyunca mutlu sonlara ve insanların doğasında iyiliğin olduğuna inanan biri. Kitap boyunca hem Millicent ve Hollis’in yolculuğunu hem de geçmişte Bayan Nash ile Elsie’nin hikayesini okuyoruz. Açık konuşmak gerekirse geçmişte geçen aşk hikayesi beni beklediğim kadar etkilemedi. Bunun sebebi anlatım olabilir çünkü ilişkilerini derinlemesine hissedemedim. Millicent’in Hollis’i sadece dışarıdan gördüğü haliyle değerlendirmemesi hoşuma gitti. Mesela Hollis'in huysuz ve kaba biri olduğunu söylemiştim ama Millicent hareketlerinden aslında iyi bir kalbi olduğunu anlıyabiliyor bu detayı çok sevdim. Hollis'in davranışlarına küsüp gidebilirdi ama öyle yapmak yerine adamı çözmeye çalışıyor. Tabi bazı noktalarda Hollis'in iğneleyici lafları ve kabalığı beni sinirlendirdi Millicent de ne yapsın inciniyor. Adam sonrasında yaptığı hatanın farkına varıyor ve hatasını güzel toparlıyor tabi. Yinede Hollis'i de anlıyorum aşık olmaktan korktuğu için savunma mekanızması devreye giriyor. Beni hayal kırıklığına uğratan küçük kasaba atmosferi oldu. Yolda karşılaştıkları talihsiz olay yüzünden bir kasabada
1000Kitap
Bayan Nash’in KülleriSarah Adler · Artemis Yayınları · 202521 okunma
"İşte Deniz, Maria" (Ferit EDGÜ)
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Çok büyük zevkle ve hissederek okuduğum "İşte Deniz, Maria", üç bölümden oluşmaktadır: kısa öyküler, çok kısa öyküler ve kitaba adını veren “İşte Deniz, Maria”. Kitap, geleneksel bir hikâye akışından çok, parçalı bir duygu dünyası sunmaktadır. Metinlerde deniz, sessizlik, yalnızlık, çağrışım, unutma, hatırlama ve insan ilişkilerindeki kopukluk sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kitabın dili son derece yalındır; fakat bu yalınlık basitlik anlamına gelmez. Bazı öyküler birkaç satır içinde biter, ama bıraktığı etki uzun süre devam eder. Kelime fazlalıkları ayıklanarak, dilin içindeki cevhere ulaşılmaya çalışılmıştır. Minimal ama etkili anlatımı ve şiirsel atmosferi ile duygu, imge ve sezgi ön plandadır. Bu sebeple hızlı tüketilecek değil, sindirilerek okunacak bir eser hissi vermektedir. Kısa metinleri barındıran kitap, özellikle “küçürek öykü” denilen türün Türk edebiyatındaki önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Öyküler, sadece olay örgüsüyle değil, okurun zihninde çağrışımlar yaratan bir anlatım gücü ile öne çıkar. Ferit Edgü, bu eserinde az sözle çok şey söyleyerek, okuru sessizliğin ve boşlukların içinde düşünmeye davet etmektedir. Örnek bir küçürek öykü: GİDERAYAK Burda çok iyiyim, dedi. Rahat mısın, dedim. Çok rahatım. Hayatımda hiç olmadığı kadar. Öyleyse, üzerine toprağı gönül rahatlığıyla örtebiliriz, dedim. Evet, evet, dedi. İlk toprağı (iki kürek) ben attım. Sonra tüm dostları.
İşte Deniz, MariaFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2014714 okunma
9/10
·223 syf.··
2026 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 17:08
10/9 bir kitap.. Minimal çok karışık olmayıp sürükleyici olmayı başarmak her kitabın harcı değil diyelim.. Kitap hakkında ayrıntılı yorumumu Instagram hesabımdan bulabilirsiniz :)
Aşk ÇölüBahadır Yenişehirlioğlu · Timaş Yayınları · 2019896 okunma
Reklam