Doppler hayatında her şey yolunda giden bir karakter evli çocukları var güzel bir evi, mesleği var. Bisiklet yolculuğu yaparken düşüyor düştüğü yerde overthinkliyor hayatından memnun olmadığını insanları sevmediğini düşünüyor ve orada ormanda yaşamaya karar veriyor. Köylü gibi yorumlarsam rahat batıyor fakat derine inecek olursam kapitalizm, modern hayatın tek düzeliği ona banel geliyor ne kadar tanımıyorum dese de babasının kaybıyla babasını gerçekten tanıma ihtimalini de kaybetmesi onu bu noktaya itiyor. O da çareyi hayatı bırakıp ormanda yaşamak da buluyor.Ormanda aç kaldığı bir vakitte bir geyik öldürüyor ve geyiğin yavrusuyla ilerleyen zamanlarda çocuğu gibi ilgileniyor ona Bongo ismini veriyor. (Anasınıfında Bambi’yi izlediğimden beri geyiklere de travmalıydım tekrar hatırladım üzüldüm.) O da vicdan azabı çekiyor aslında bence çekmeli de arada markete falan gidiyor gidip et de alabilirdi. Karakter zaten normal değil sırf deneyim olsun diye bile yapmış olabilir eti de çok açım diye çiğ çiğ yiyor mesela ama yanına fırın hazırlamış tütsülemek için. Her şeyi geride bırakıyor fakat yağsız sütü asla. Karakter anlaşıldığı gibi oldukça farklı mizahi ve sarkastik yönü var. Zaten romanın adının da karakterin adı olması bundan. Oldukça yüzeysel görünen ama bir o kadar da derin bir karakter. Derinliği sorgulayışından geliyor. Olaylar arasında güzel bağlar kuruyor. Kızıyla ve oğluyla diyaloglarında da bunu görebiliyoruz. Kızıyla Yüzüklerin Efendisi üzerine konuşması esnasında Gandalfı ölen Hamas liderine benzetiyor.
Bongoyla da bir müddet sonra kendi çocuğu gibi ilgileniyor. Muhabbetleri derin. Oyun oynuyorlar maç izliyorlar falan. Evdeki çocuklarına bu kadar babalık yapmamıştır. Zaten eşinin doğumuna bile en son kayınbiraderi bayıltıp götürüyor.
Kitapta yan karakterler de